Dergiler / Eurasian Journal of Educational Research / 2008 / Cilt: 8 - Sayı: 30

Validity and reliability study of the mathematics anxiety scale involving teachers and prospective teachers

Sayfa
49–62
DOI
—

Abstract

Problem Durumu: Matematik, tüm dünyada eğitimin önemli bir parçası olmasının yanı sıra aynı zamanda kişide kaygı uyandırıcı nitelikte de bir disiplindir. Matematik kaygısına ilişkin çevresel, bilişsel ve kişilik özellikleri ile ilgili faktörlerin de yıllardır eğitim psikologlarının ve matematik eğitimcilerinin üzerinde uğraşmakta oldukları popüler inceleme konularından biri olduğu söylenebilir. Matematik kaygısı genel olarak, test kaygısının bir alt tipi veya formu olarak kabul edilmekle birlikte, yapılan araştırmalarla bu ikisini eşdeğer görmemek için yeterli derecede kavramsal ve deneysel sebepler ortaya konmuştur. Matematik kaygısının, özellikle kişilerin matematiksel becerilerinin yoğun olarak değerlendirildiği sayısal test ve sınavlarda, karşılaşılan her tür matematiksel içeriğe (sayılar, kavramlar, tanımlar) ve matematiksel işlemlere karşı ortaya konan bir tepki olarak kavramlaştırılmasının daha anlamlı olduğu da dikkatten kaçmamalıdır. Matematik kaygısı günlük ya da akademik yaşamda sayılarla uğraşırken, matematik problemi çözerken, matematikle uğraşmayı gerektiren durumlarda ortaya çıkan mantık dışı bir kaygı olarak ya da benzer şekilde, özsaygıyı tehdit edici olarak algılanan, matematik içeren her türlü duruma karşı tepki niteliğinde ortaya çıkan bir kaygı durumu olarak tanımlanmaktadır. Kaygı kişide panik, telaş, gerginlik, umutsuzluk, korku, stres, utanç, baş edememe gibi duyguların yanı sıra, avuç içlerinin terlemesi, mide sorunları, nefes almada zorlanma ve konsantrasyon bozukluğu gibi daha başka birçok fizyolojik semptomun da ortaya çıkmasına neden olur. Belirtilen tüm bu olumsuz etkenler sebebiyle bu kaygıyı taşıyan kişilerin akademik başarıları ve kariyer tercihleri sınırlanmaktadır. Matematik kaygısının nedenleri araştırmacılar tarafından genellikle, çevresel, zihinsel ve kişisel etkenler olarak üç boyutta ele alınmıştır. Çevresel etkenler içinde, sınıf içinde yaşanan olumsuz tecrübeler, öğrenci üzerindeki aile baskısı, öğrenciye karşı duyarsız ve alanında yetersiz öğretmenler, matematikle ilgili zaman içinde oluşan önyargılar (eğitimin ilk yıllarından itibaren matematiğin öğrencilere katı kurallar bütünü olarak tanıtılması gibi) ve öğretmen odaklı, öğrenci edilgen olduğu sınıf ortamı sayılabilir. Zihinsel etkenler ise, öğrencinin öğrenme stili ile öğretim yöntemlerinin örtüşmemesi, öğrenci tutumları, kolay pes etme, motivasyon eksikliği, öğrencinin kendi matematik yeteneğine karşı geliştirdiği yanlış düşünce ve önyargılar, kişinin öz değer algısının düşük olması, öz güven eksikliği, matematiğin gerekli olmadığını öne süren düşünce tarzı olarak sıralanabilir. Kişisel unsurlar ise, sınıfta soru sormaktan çekinme, utanma, tutukluk, kendine güvensizlik, matematiği erkeklerin başarılı olabileceği bir alan olarak görme gibi önyargılar sayılabilir.Kaygının çoğu zaman, testlerle ölçülebilecek genel bir özellik değil de belirli uyarıcı durumlarında ortaya çıkan bir davranım olduğu gözlenmektedir. Ancak kaygının insanlara ait bir özellik ve kişiliğin farklı bir boyut olduğu kabul edildikten sonra, bu özelliğin değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Özellikle bireyin kaygı ile baş edemediği durumlarda kaygıya neden olan çatışma kaynaklarının açığa çıkarılması amacıyla psikoterapi uygulanır. Fakat bu şekilde geniş insan kitlelerinde herhangi bir özelliği ölçmek pahalıya mal olacağından, diğer bir kişilik özelliği gibi kaygı boyutu da kendini-değerlendirme (self-report) tekniği kullanılarak ölçülmeye çalışılmıştır. Bu bağlamda matematik kaygısının ölçülmesinde de çeşitli güçlüklerle karşılaşılması söz konusudur. Matematik kaygısını belirlemeye yönelik ölçekler incelendiğinde, bu ölçekler arasında en sık kullanılan ve bir çok dile çevirisi ve uyarlaması yapılan ölçeğin Matematik Kaygısı Derecelendirme Ölçeği (MARS) olduğu anlaşılmaktadır. Bu ölçeğin ergenler için uygulanabilecek bir başka biçimi de (MARS-A) ayrıca geliştirilmiştir. Türkiye’de de çeşitli matematik kaygısı ölçeklerinin uyarlanmasına ve geliştirilmesine yönelik sınırlı çabalar bulunmaktadır. Ancak bu sınırlı çalışmalarda bağımsız bir matematik kaygısı ölçeğinin geliştirilmediği anlaşılmaktadır. Bu gerekçelerden hareketle, matematik kaygısını çeşitli boyutlarıyla ortaya koyacak ve değişik özellikler taşıyan kitlelere (yaş, meslek vb.) yönelik ölçeklerin geliştirilmesine hala gereksinim olduğu anlaşılmaktadır. Araştırmanın Amacı: Bu çalışmada, problem durumunda belirtilen gerekçelerden hareketle, özellikle öğretmenlere ve öğretmen adaylarına yönelik bir matematik kaygı ölçeğinin geliştirilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın Yöntemi: Araştırmada, geçerlilik çalışmaları kapsamında faktör analizi ve ayırt edicilik analizleri ile güvenilirlik analizleri kapsamında da madde kalan analizleri ile iç tutarlılık katsayıları hesaplanmıştır. Geçerlilik ve güvenilirlik çalışmalarında 1568 (502 öğretmen ve 1066 öğretmen adayı) kişiden yararlanılmıştır. Çalışma grubundaki öğretmenlere (erkek n:190, %38; kadın n:312, %62) İstanbul’un 4 ilçesinin her birinden (Kadıköy, Fatih, Maltepe, Beşiktaş) seçilen, ikişer ilköğretim ve ikişer ortaöğretim okulu olmak üzere toplam 16 okuldan ulaşılmıştır. Öğretmen adayları ise Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi’nin farklı bölümlerinde okumakta olan öğrencilerden (erkek 458, %43; kadın 608, %57) oluşmaktadır. Bulgular ve Sonuçlar: İlgili alan yazından yararlanılarak oluşturulan 75 madde uzman görüşleri doğrultusunda değerlendirilmiş ve üzerinde yeterince uzlaşma sağlanamayan 12 madde ölçekten çıkartılmıştır. Böylece istatistiksel geçerlik ve güvenilirlik çalışmaları için ölçekte 63 madde kalmıştır. Faktör analizine başlamadan önce Kaiser Meyer Olkin (KMO) örneklem uygunluğu testi (.969) ile Bartlett küresellik testi (x2= 30069,1 - p