Dergiler / Eurasian Journal of Educational Research / 2015 / Cilt: 15 - Sayı: 60
Perceived Social Support, Depression and Life Satisfaction as the Predictor of the Resilience of Secondary School Students: The Case of Burdur
- Sayfa
- 111–129
- DOI
- —
Özet
Problem Durumu: Yılmazlık, stresle ya da zor durumlarla bas etme ve uyum sağlama yeteneği olarak tanımlanır. Sıkıntılı durumlara başarılı bir uyum olarak tanımlanan bu süreçte bireyin kişilik özellikleri önemli bir etkendir. Yılmazlık ile ilgili kuramsal yapı incelendiğinde içsel ve dışsal koruyucu faktörlerin yılmazlığın gelişmesinde etkili olduğunu savunan modeller olduğu görülmektedir. Yetişkin desteği çocuğun sorunları görebilmesinde ve çözebilmesinde önemli koruyucu faktörlerden birisidir. Sosyal destek sağlıklı olma davranışlarının sürekliliğinde önemli değişkenlerden birisi olarak ifade edilmektedir. Erken çocukluk yıllarında dünyaya negatif bakış açısı ile bakma bireylere, kendilerini hayal kırıklığına uğramayı öğretmektedir. İlgili alanyazın incelendiğinde, yılmazlık ile ilgili çalışmaların daha çok lise ve üniversite öğrencilerine yönelik olduğu görülmektedir. Yılmazlık, genellikle zor yasam koşulları ile baş etme söz konusunda olduğunda önemli bir özellik olarak karşımıza çıkmaktadır. Yaşça daha küçük çocukların zorlu yasam koşulları ile baş etmeleri yaşça büyüklere oranla daha zor olabilir. Çünkü yas büyüdükçe, zor yasam koşulları ile baş etmede ise yarayacak bilgi ve becerilere sahip olma şansı artabilir. Bu nedenle on ergenlik sorunlarının yanı sıra, düşük sosyo ekonomik düzeyin getirdiği olumsuzluklarla baş etmede önemli olan yılmazlığın yordayıcılarını saptamak, bu yas grubuna yönelik yapılacak psiko-egitim programlarının içeriği açısından fikir verebilir. Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın amacı; sosyo ekonomik düzeyi düşük ortaokul öğrencilerinin yılmazlık düzeylerini çeşitli demografik değişkenlere göre ve algılanan sosyal destek, depresyon ve yasam doyumunun öğrencilerin yılmazlık düzeylerinin anlamlı yordayıcısı olup olmadığını incelemektir. Araştırmanın Yöntemi: Araştırmada ilişkisel tarama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma evreni, Burdur merkez ilçeye bağlı düşük SED'deki öğrencilerin devam ettiği sekiz ilköğretim okulunun 6,7 ve 8. Sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Örneklem, basit seçkisiz örnekleme yöntemi kullanılarak seçilen 386 öğrenciden oluşmaktadır. Veriler, Ortaokul Öğrencileri için Yılmazlık Ölçeği, Çok Boyutlu Öğrenci Yasam Doyum Ölçeği-Kısa Formu, Çocuk ve Ergenler İçin Sosyal Destek Değerlendirme Ölçeği, Çocuklar için Depresyon Ölçeği ve kişisel bilgi formu ile elde edilmiştir. Öğrencilerin yılmazlık düzeylerinin cinsiyet ve kiminle yaşadığına göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için t testi, aile yapısına (birlikte, ayrı, hayatta değil) göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için tek yönlü Varyans Analizi, algılanan sosyal destek, depresyon ve yasam doyumunun öğrencilerin yılmazlık düzeylerinin anlamlı yordayicilari olup olmadığını belirlemek için ise çoklu standart doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmanın Bulguları: Araştırmada, kız ve erkeklerin yılmazlık puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmazken (t(384)= 1.78, p>.05), anne babası ile yasayan öğrencilerin ve ebeveynlerinden biri ya da akrabaları ile yasayan öğrencilerin yılmazlık puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (t(384)=4.47, p
Abstract
Problem statement: It has been observed that there are a limited number of studies on the resilience of primary and secondary school students in Turkey. However, it is acknowledged that secondary school students with difficult conditions of life also have to cope with rapid physical, psychological and social changes brought about by adolescence. For this reason, conducting research on the resilience characteristics of students within this age range would be an opportunity to enable them to acquire the abilities that will increase their resilience level. Moreover, the findings obtained from this research would contribute to the acknowledgement of protective factors, especially crisis response studies in the fields of psychological counseling and guidance services. seventh-grade, and 118 (30%) attend eighth-grade. In this research used the relational screening method. To obtain the data for the Resilience Scale for Secondary School Students, The Brief Multidimensional Students' Life Satisfaction Scale (BMSLSS), Social Support Appraisal Scale for Children and Adolescents and Depression Scale for Children were used. A t-test, one-way analysis of variance, and multi-standard linear regression analysis were used for data analysis in the research. Findings and Results: The results obtained from the research indicate that perceived social support and life satisfaction significantly predict resilience, whereas depression is not a significant predictor of resilience. Moreover, the resilience of students does not express a significant difference based on gender. The resilience levels of students who live with their parents and whose parents are together was found to be higher when compared to other students. Conclusions and Recommendation: First of all, in order to increase their resilience abilities, psychological training can be provided through counseling in schools for students who live with only one of their parents or their relatives. Within the scope of student personality services, various social support resources can be allocated for secondary school students whose parents have separated and the father/mother is/are not alive. Since social support and life satisfaction are important variables in regard to resilience, an appropriate education-teaching environment can be provided for such studies to be conducted at schools. İn considering schools as important social support elements, increasing school services that meet the needs of the students and transforming the school into an important living area that encourages students to love school can be useful. This can be achieved through sports activities, functional clubs, and creating environments where students can comfortably express themselves. İn order to increase resilience levels, psycho-training program start getting risk groups can be developed, and these programs can be experimentally tested. The most important restriction of this study is that the sample group consisted of students living in Burdur, a small city that does not receive many immigrants.