Dergiler / Ermeni Araştırmaları Dergisi / 2009 / Cilt: 0 - Sayı: 33-34
Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Ermenilerinin büyük batı devletleriyle karmaşık ilişkileri
- Sayfa
- 61–124
- DOI
- —
Özet
Birinci Dünya Savaşı Avrupa 'nın iki emperyalist bloğunu karşı karşıya getirdiğinde, Osmanlı İmparatorluğu'nun paylaşılması her ikisinin de çakışan çıkarları arasında yer almaktaydı. İmparatorluk Almanya ile anlaşıp İttifak Devletleri'nin yanında savaşa girerken Osmanlı Ermenilerinin radikalleri İtilaf bloğunu desteklemeye hazır bir silahlı güç haline gelmişlerdi. Bu kesim, Doğu Anadolu'daki Türk vilayetlerini de içeren bağımsız bir Ermenistan kurulması umuduyla, savaşta özellikle Rus cephesinde İtilaf Devletlerine büyük bir heyecanla destek vermişlerdi. Savaşın sonunu getirmek üzere duyurulan Wilson Prensipleri ve Osmanlı 'nın yenilgisini izleyen Mondros Silah Bırakışması 'nın yoruma açık yedinci maddesi, bu umutlarını arttırmıştı. Ancak, Rus Devrimiyle kurulan Bolşevik yönetiminin tutumu ve Türk milliyetçilerin Mondros'u izleyen işgallere karşı direnişleri, İtilaf Devletleri'nin Paris Barış Konferansı sırasında Ermeni isteklerini daha dikkatle ele almalarına yol açtı. Ne var ki Türk direnişinin Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde düzenli bir bağımsızlık savaşına dönüşmesi ve Ermenilerin Doğu'da ulusal Türk güçlerine yenilmesi karşısında İtilaf temsilcileri Ermeni isteklerinin gerçekleştirilemeyeceğinde uzlaştılar. Müttefikler Ermeni heyetine karşı bu uzlaşmanın gerektirdiği tutumlarını Paris Konferansı boyunca sürdürdülerse de Ermenilerin Doğu Anadolu'yu da içeren bağımsız bir devlet kurma umutları 23 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşması 'nın imzalanışına kadar sürdü.
Abstract
When the First World War had brought Europe's two imperialist blocks face to face, sharing of the Ottoman Empire existed within both blocks' convergent interests. While the Empire reached an agreement with Germany and entered the war on the side of the Central Powers, the radical Ottoman Armenians evolved into an armed power ready to support the Allied Powers. These, with the hope of creating an independent Armenia encompassing the Turkish villages in Eastern Anatolia, provided support to the Allied Powers, especially on the Russian front, with enthusiasm. Wilson's Principles, declared by the end of the war, and the seventh point, open to interpretation, of the Mondros Ceasefire Agreement concluded after the Ottoman defeat had increased their hopes. But, the attitude of the Bolshevik administration which was created after the Russian Revolution, and the Turkish nationalists' resistance of the invasions following the Mondros Ceasefire, has led to the Allied Powers to deal with the Armenian desires with more caution during the Paris Peace Conference. However, the representatives of the Axis have agreed that the Armenian wishes cannot be fulfilled after seeing the Turkish resistance transforming into an organized war of independence under the leadership of Mustafa Kemal Pasha and the Armenians being defeated in the East to the Turkish powers. Although the allies have maintained their attitudes in response to this compromise all throughout the Paris Conference, Armenians' hopes for the creation of an independent state compromising Eastern Anatolia have continued until the signing of the Lausanne Treaty on July 23, 1923.