Dergiler / Çağdaş Cerrahi Dergisi / 1999 / Cilt: 13 - Sayı: 2
Duodenal ülser ameliyatlarının ve cerrahi endikasyonlarının değerlendirilmesi
- Sayfa
- 72–75
- DOI
- —
Özet
Kronik ve nüks edici özelliğe sahip olan duodenal ülser sık karşılaşılan bir hastalıktır. Yakın tarihli çalışmalar peptik ülser hastalığının görülme sıklığında, ülsere bağlı ölümde, hastaneye yatışta ve ameliyat sayısında azalma olduğunu belirtmektedir. Buna neden olarak da H2 reseptör blokerler, yüzey koruyucular, proton pompa inhibitörleri gibi antiülser ilaçlar ve özellikle son yıllarda H.pylori'nin eradikasyon tedavisi gösterilmektedir. Günümüzde duodenal ülserli hastaların % 5'inden azının medikal tedaviye direnç nedeniyle opere edildikleri belirtilmektedir. Bizde, KTÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı tarafından 1983 yılından itibaren gerçekleştirilen duodenal ülser ameliyatlarını 1983-1990 ve 1991-1997 tarihleri arası iki dönem olarak retrospektif inceledik. Yıllara göre toplam genel cerrahi ameliyat sayısının artmasına rağmen duodenal ülser cerrahi sayısında azalma olduğu görüldü. Endikasyon olarak intraktabilitenin ilk dönemde % 77.4'den ikinci dönemde % 33.1'e gerilediği tesbit edildi. Bu olumlu sonuçlara, 1985 yılından itibaren ülkemizde antiülser tedavinin yaygın ve başarılı olarak kullanımının neden olduğunu düşünmekteyiz.
Abstract
Duodenal ulcer is a commonly encountered disease with its chronic and recurrent nature. Recent studies reported that the incidence, mortality rates, frequency of hospital admission and surgery related to duodenal ulcer disease decreased significantly in time. This finding is attributed to successful antiulcer drugs such as the receptor blockers, surface protectors and proton pump inhibitors, and therapy modalities directed to eradication of H.pylori. It is known that today less than 5 % of duodenal ulcers necessitates surgical intervention due to unresponsiveness to medical therapies. In this study we compared retrospectively surgical operations due to duodenal ulcers performed in two time periods of 1983-1990 and 1991-1997 in KTÜ Medical School Dept. of General Surgery. We found that although the number of overall operations performed in Dept. Of General Surgery increased, the number of operation due to duodenal ulcer disease decreased significantly. Among duodenal ulcer operations the indication of intractability decreased from 77.4 % to 33.1 % in time. We conclude that these positive results are due to widely used successful antiulcer therapy modalities applied in Turkey since 1985.