Dergiler / Cumhuriyet Tarihi Araştırmaları Dergisi / 2022 / Cilt: 18 - Sayı: 35
İki Savaş Arası Dönemde Türkiye ve Romanya’nın Ulus-Devlet Yapılanmaları ve Bölgesel Yansımaları
- Sayfa
- 267–298
- DOI
- —
Özet
EMEK, Berk, İki Savaş Arası Dönemde Türkiye ve Romanya’nın Ulus-Devlet Yapılanmaları ve Bölgesel Yansımaları, CTAD, Yıl 18, Sayı 35 (Bahar 2022), s. 267- 298. Bu makalede, Türkiye ve Romanya’da iki savaş arası dönem boyunca uygulanan devlet inşası politikaları ve buna etki eden güvenlik temelli risk algısının iç politikaya olan etkisi tartışılmıştır. Her iki ülkede de ulus-devlet yapısının kurulması ve sağlamlaştırılması doğrultusunda ekonomik, siyasi ve toplumsal alanlarda ortaya çıkan millileştirme siyaseti karşılaştırmalı bir perspektiften değerlendirilmiştir. Belirtilen dönemde Türkiye ve Romanya bölgesel ve uluslararası barışı esas almıştır. Ancak, ulus-devletin kurulması ve sınır güvenliğinin kritik olduğu bir süreçte farklı etnik gruplara mensup toplulukların merkezî idareyle olan ilişkileri genellikle güvenlik endişesine bağlı olarak değişim göstermiştir. İki savaş arası dönem üzerine literatürde uluslaşan devlet kategorisinde ele alınan Türkiye ve Romanya, bölgesel riskler doğrultusunda merkezîleşme siyasetini temel almış, Doğu Anadolu ve Transilvanya gibi çok etnikli sınır bölgelerinde devlet otoritesini sağlamlaştırma yönünde çalışmıştır. Makale üç alt başlık altında toplanmıştır. İlk bölümde, uluslaşan devlet kavramı açıklanarak Türkiye ve Romanya’nın bu terim dâhilinde değerlendirilmesi yapılmıştır. İkinci kısımda, zamanla yükselen revizyonizmin Avrupa’da yarattığı tehdit, karşı önlemler ve Milletler Cemiyeti’nin rolü ele alınmıştır. Üçüncü olarak ise Doğu Anadolu ve Transilvanya bölgelerinin analizinden yola çıkılarak güvenlik risklerinin Türkiye ve Romanya’da devlet politikalarına ne ölçüde yansıdığı ve sonuçları tartışılmıştır. Türkiye, Romanya ve İngiltere’deki arşivlerden yararlanılan makalede, revizyonist hedefler ve siyasi problemlerle bağlantılı güvenlik risklerinin Türkiye ve Romanya’nın merkezîleşme çabalarını arttırdığı ve resmi devlet politikalarını güvenlik ekseninde şekillendirdiği ortaya konulmuştur.