Dergiler / BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ / 2021 / Cilt: 8 - Sayı: 1
Kādî Abdülcebbâr ve Ebü’l-Muîn en-Nesefî’nin Büyük Günah Hakkındaki Görüşlerinin Karşılaştırılması
- Sayfa
- 209–228
- DOI
- —
Özet
İslâm düşünce tarihinde ilk tartışılan konulardan biri olan büyük günah problemi, kelâm ekollerinin büyük günahın kapsamı ve büyük günah işleyen kimsenin dini statüsünün ne olduğu hakkında uzun süre tartıştığı bir konu olagelmiştir. Tarihteki Hâricî anlayışın günümüzdeki tezahürü şeklinde değerlendirilebilecek bazı Selefî akımların, kendileri gibi düşünmeyen ve büyük günah işlediklerini belirttikleri Müslümanları tekfir ederek şiddete yönelmeleri problemin hâlâ güncelliğini koruduğunu göstermektedir. Hâricîler, büyük günah işleyen kimseyi tekfir ederken Mürcie toplumdaki gerginliği azaltmak adına Müslüman olduğunu çünkü inanan bir kimsenin inkâr etmedikçe dinden çıkmayacağını ileri sürmekteydi. Mu‘tezîle ise büyük günah işleyen kimsenin ne mü’min ne de kâfir olduğunu çünkü İslâm’a inandığı için kâfir olmadığını ancak büyük günah işlediği için de mü’min vasfı kazanmadığını savunarak bu kimsenin konumunu “el- menziletu beyne’l-Menzileteyn” ilkesiyle dile getirdiler. Ehl-i Sünnet mezhebi ehl-i kıbleden büyük günah işleyen kimsenin günahkâr mü’min olduğunu çünkü bu kimsenin İslâm’dan hiç bir şeyi inkâr etmediğini ve Allah’tan bağışlanma dileğini ifade eder. Allah’ın dilediği kimse için şirk dışındaki günahlarını bağışlayabileceğini ve büyük günah da şirk olmadığı için bağışlanabileceğini kabul eder. Bu makalede Hâricîler, Mu‘tezîle, Mürcie ve Ehl-i Sünnet’in büyük günah konusundaki görüşleri hakkında genel bilgi verildikten sonra Kādî Abdülcebbâr ve Ebü’l-Muîn en- Nesefî’nin iman ve mahiyeti, iman-amel ilişkisi ve mürtekib-i kebîrenin isimlendirilmesiyle ilgili fikirleri karşılaştırılarak ele alınmıştır. Ayrıca Sünnet’in Maturidi kelâm ekolüne bağlı olan Nesefî’nin, Mu‘tezîli kelâmcı Kadî Abdülcebbâr’ın konu ilgili düşüncelerine yönelttiği eleştiriler dikkate alınarak ehl-i kıbleden büyük günah işleyen kimsenin, mümin olarak isimlendirilmesinin gerekliliğine ilişkin temellendirmesi üzerinde durulmuştur.
Abstract
In the history of Islamic thougt the matter of great sin is one of the first issues discussed by Islamic theology schools wich in relation to it what is the gereat sins and what is the religious status of the great sinner has been kept up to date for a long time. We believe that the problem is still up-to-date that some Salafist movements, which can be regarded as the present manifestation of the Kharijite understanding in history, the turning to violence by calling the muslim who commited great sin as unbeliever and who do not think like themselves Some Kharijites named the Muslim who committed great sin as unbeliever, Murjia claimed that he was a Muslim in order to reduce the tension in society because a believer doesn’t quit religion unless he denied it. Mu’tazila argued that the person who commits great sin is neither a believer nor an unbeliever because of he doesn’t have qualify as a believer who he has committed a great sin, and they expressed this with the principle of “al-menziletu beyna’l-Menzileteyn”. Ahl-i Sunnah argued that the person who committed the great sin he is a sinner Muslim because he doesn’t deny anything from Islam and he want to be forgiven by God. For this assertion they took the verse Allah forgiveth not that partners should be set up with Him; but He forgiveth anything else, to whom He pleaseth; to set up partners with Allah is to devise a sin Most heinous indeed. as a reference. The great sin isn’t joining other gods with Him so He may forgiveth who commit great sin. In this article, after giving general information about the views of Khârijities, Mu‘tazîla, Murjia and Ahl-i sunnah on the subject the views of Qadî Abd al-Jabbar and Abu’l-Mu’în al-Nasafî about the faith and the nature of faith, the relationship between faith and practice also the views of them about naming who commit great sin were discussed in comparison. In addition, Nasafî who belongs to the theology school of Ahl-i sunnah, Considering his criticisms directed to Qadî Abd Al-Jabbar about this matter it is emphasized that who commit great sin should be named as a believer.