Dergiler / BÜLENT ECEVİT ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ / 2021 / Cilt: 8 - Sayı: 1
Heidegger’de Dış Dünyanın Varlığı ve Gerçeklik Meselesi
- Sayfa
- 19–31
- DOI
- —
Özet
Heidegger geleneksel felsefenin araştırmaktan kaçınamadığı “dış dünyanın varlığı” ve “gerçeklik” konusundaki tartışmaları anlamsız bulur. Ona göre dış dünyanın varlığına inanmak veya bu gerçekliği kanıtlamaya çalışmak ya da onu varsaymak, kendini bir dünyanın varlığına ikna etmeye çalışan bir özne anlayışından kaynaklanır. Hâlbuki daha derinden bakıldığında tüm bu sorgulama ve dış dünyanın varlığına ilişkin kanıt bulma arayışı/telaşı ancak ve sadece Dasein dünya-içinde-var-olma (In der Welt Sein / Being-in-the-world) olduğu için mümkün olmaktadır. Aslında karşılaştığımız tüm varaolanlarla birlikte bir dünyayı varsayar, bu zemin üzerinde hareket ederiz. İnsan, bir dünyayı karşısına alıp onu anlamaya çalışıyor değildir, o zaten dünyaya gark olmuştur. Onun için bakışımız insanı ve dünyayı birlikte anlamak zorundadır. Dış dünyanın varlığına ilişkin kanıt aramak varlığını hem idealizmin hem de realizmin ortak zeminini oluşturan özne-nesne ayrımından alır. Böylece dış dünyanın varlığına ilişkin kanıt soruşturması, gerçeğin bilinçten bağımsız olup olmadığı ya da bilincin gerçeğin sferine aşkın olup olamayacağı meselesi olarak ortaya çıkar. Heidegger bu tartışmada, bir yandan varlığın varolanların toplamına indirgenemeyeceğini iddia ederken; diğer yandan varlığın anlaşılmasının insanın deneyimsel olanaklarının dışında bir imkânı olmadığını savunur. Heidegger, dünya-içinde-var-olmak olarak Dasein ile birlikte dünya-içindeki varolanların zaten daima ifşa olduklarını söylediğinde realizmin safına yer almaktadır; öte taraftan, varlığın varolanlarla açıklanamaması, gerçekliğin yalnızca varlık anlayışı içinde mümkün olduğunu gördüğü ölçüde idealizme katılır. Öyleyse Heidegger’in dış dünyanın varlığına ilişkin soruşturmadaki konumu, bütünlüğü içinde düşünüldüğünde, realizmin ve idealizmin ötesindedir.
Abstract
Heidegger finds the debates about “the existence of the external world” and “reality” meaningless, which traditional philosophy cannot avoid. According to him, believing in the existence of the external world or trying to prove this reality or assuming it originates from the understanding of a subject trying to convince himself of the existence of a world. However, in a deeper look, all this questioning and the search/rush to find evidence for the existence of the external world is possible only because Dasein is being- in-the-world /In der Welt Sein. In fact, in all things we encounter, we understand the world together and act on this ground. Human being is not facing the world and trying to understand it, he/she has sumberged into the world. That’s why our view needs to understand the human being and the world together. The search for evidence for the existence of the external world derives its existence from the subject-object distinction, which is the common ground of both idealism and realism. Thus, the investigation of the evidence for the existence of the external world emerges as the question of whether reality is independent of consciousness or consciousness can transcend the sphere of reality. In this discussion Heidegger on the one hand argues that being cannot be reduced to the sum of beings, on the other hand, he argues that there is no possibility of understanding being outside the experiential possibilities of human being. Heidegger takes the side of realism when he says that with Dasein as being-in-the-world, the beings in the world are always revealed. On the other side, with his understanding that the inability of being to be explained by beings he agrees on idealism to the extent that it sees that reality is only possible within the understanding of being. Therefore, Heidegger’s position in the investigation into the existence of the external world is beyond realism and idealism when considered in its entirety.