Dergiler / Bilimname / 2019 / Cilt: 0 - Sayı: 38

KİRİN ZEKATA NİSBETİ ve BUNUN FIKHÎ YANSIMALARI

ATTRIBUTION OF DIRT TO ALMS AND ITS JURISPRUDENTIAL REFLECTIONS

Sayfa
591–636
DOI
—

Özet

Bazı hadislerde sadakaların Hz. Peygamber’e ve âline helal olmadığından sözedilmiş; yine aynı rivayetlerin bir kısmında “Sadakalar ancak insanlarınkirleridir” denilerek sadakaların kir olduğu ifade edilmiştir. Bu iki hususun birarada zikredilmesini dikkate alan pek çok âlim, sadakaların Hz. Peygamber veâline “kir olduğu için” haram kılındığını savunmuş; buna karşın, kir olan bir şeyinherkese değil de sadece Hz. Peygamber ve âline haram kılınmasının izahedilemeyişi bu âlimleri şeref ve kire liyakat bakımından insanları sınıflaraayırmaya sevk etmiştir. Anlamlarından birisi “temizlik” olan zekat daverilmesinin dini bir vecibe oluşu itibariyle diğerlerinden ayrılan bir sadakatürüdür. Bu açıdan bakıldığında temel iki problem ortaya çıkar: Birinci problem,zihnin sadaka ile kir arasında bir irtibat kuramayışıdır. İkinci problem, şeref veüstünlüğü herkesin kazanıp kaybedebildiği bir özellik olarak objektif kriterlerebağlayan İslam ile; kazanılamayan ve kaybedil(e)meyen bir özellik olarak kanabağlayan kültürel şeref anlayışının bağdaştırılamamasıdır. Sadaka ile kirarasında hakiki manada bir ilişkinin kurulamayışı, sadakanın kir olduğuna dairifadelerin Hz. Peygamber tarafından hangi anlamda ve ne maksatlakullanıldığının tespitini gerekli kıldığı kadar; zekatın helalliği ve haramlığı gibifıkhî bir hükmün ortaçağ Arap kültüründe görülen üstünlük anlayışınabağlanmasının ne kadar makul ve meşru olduğunun tespitini de gereklikılmaktadır. İslam hukuk literatürü, mezkur görüş kadar öne çıkmayıp kenardakalan ama sorunu problemsiz ve çelişkisiz bir şekilde çözen içtihatlara sahiptir.Makalemizde konuyla ilgili görüşler karşılaştırılarak zekatın kir olmadığı,dolayısıyla sözde kir olan zekata liyakat açısından insanları tasnif etmenin ve Hz.Peygamber’in soyundan gelenler için onun vefatından sonra özel hükümlerbenimsemenin anlamsız ve gereksiz olduğu ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Abstract

Alms (zakat) is an institution which is elated by the Muslims and which are thought to be able to eliminate the imbalance of the income between the rich and the poor and which is thought to be able prevent possible hostilities and which is seen as an alternative to the interest system. Alms constitutes one of the main foundations of the Islamic economy by serving the purpose of maintaining every fraction of the society to not to remain under the minimal life standards. Alms, which become a financial and legal obligation at the same time in the case of existence of a state that undertakes the organization of this service, continues its existence forever as a religious obligation or a worship. Especially in our time when alms are “based upon the volunteering principal” and generally which are not been made a subject of constraint, the function and benefits of it that exceeds the state borders, become even more prominent. Many aids such as alms and charities are transferred to the needy by means of national and international organizations founded by the Muslims; while the ones who give experience the happiness of fulfilling their religious obligation and doing good, the receivers are grateful for the fact that they are a member of a religion that takes care of their needs and entitles this as a “right” for them and at the same time they feel grateful for their brothers who understand their situations.