Dergiler / Anadolu Akademi Sosyal Bilimler Dergisi / 2022 / Cilt: 4 - Sayı: 2
TÜRKİYE’DE DERNEKLEŞME VE TOPLUMSAL GELİŞMİŞLİK GÖSTERGELERİ ARASINDAKİ İLİŞKİ
- Sayfa
- 315–340
- DOI
- —
Özet
Toplumun sivil ve siyasal nitelemesiyle ayrıştırılması, öncelikle devletin, ardından da kapitalist düzenin teorik temellerini oluşturmuştur. Siyasal toplum, devleti ve kurumlarını, sivil toplum da devlet aygıtı dışında kalan toplum kesimlerini anlatmaktadır. Ancak zamanla sivil toplum, gönüllük esasıyla kamu hizmeti üreten örgütlenmeler şeklinde tanımlanmıştır. Sivil toplum örgütlenmesinin yaygınlığı demokratikleşme göstergeleri arasında sayılmaktadır. Türkiye’de başlıca sivil toplum kuruluşları, dernekler, vakıflar, sendikalar, siyasi partiler, meslek kuruluşları şeklinde sıralanabilir. Örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde sivil toplum kuruluşları anayasal ya da yasal güvenceye kavuşturulmuştur. En yaygın sivil toplum örgütlenmesi türü derneklerdir. Bu çalışmada iller itibarıyla derneklerin faaliyet türlerine göre sayılarıyla toplumsal gelişmişlik göstergesi olarak belirlenen beş kriter arasında ilişki araştırılacaktır. Bu kriterler, seçimlere katılım oranı, sağlık düzeyi, eğitim düzeyi, gelir ve servet düzeyi, genel yaşam memnuniyeti şeklinde belirlenmiştir. Her il için dernekleşme oranı olarak belirlenen 10.000 kişiye düşen dernek sayısıyla seçimlere katılım oranı, sağlık düzeyi, eğitim düzeyi, gelir ve servet düzeyi ve yurttaşların genel yaşam memnuniyetlerine ilişkin veriler karşılaştırılacak, anlamlı sonuçlara ulaşılmaya çalışılacaktır. Çalışmanın temel amacı, illerdeki dernekleşme düzeyinin o ilin gelişmişlik düzeyiyle ilişkisini ortaya koymaktır. Anlamlı bir ilişkinin ortaya çıkmaması da beklenen sonuçlar arasında olmakla birlikte bildirinin temel hipotezi, dernekleşmeyle gelişmişlik ve demokratik katılım arasında doğrusal bir ilişkinin bulunduğudur.
Abstract
Public health workers who are actively undertaking their work duties during the Covid 19 pandemic period are extremely worn out due to the hectic work schedules and the risks they face. The results indicated that employees were not aware that the management staff takes further risk than it should and that the institutional/operational risk can be controlled. Regarding the high motivation and the meaning of the work, there was a consensus that the evaluation of risk management by independent consultants is expected to improve the activity of risk management process. It has been found that there is a correlation between the meaning of work and administrative risk perception. Public health workers believed that their managers were not very efficient in corporate and operational risk management during the pandemic period. Thus, our study ascertains that, during risky periods such as pandemics, actions should be taken according to predetermined strategies and action plans, additionally, in crises, risk management in health sector should be taken into consideration, not only in terms of disease-based, but also in terms of organizational management.