Dergiler / Avrasya Dosyası / 2007 / Cilt: 13 - Sayı: 1

Türkiye, ABD ve Yeni Karadeniz Bölgesinde Dönüşüm İçin İşbirliği

Turkey, the US and Cooperation for Transformation in the New Black Sea Region

Sayfa
39–71
DOI
—

Özet

Karadeniz bölgesi bir dönüşüm geçirmektedir. Bu dönüşüm Karadeniz bölgesini ve sorunlarını uluslararası alanda daha merkezi bir konuma itmektedir. Bölgenin “mihver ülkesi” olan Türkiye’nin durumu ve yaklaşımları buradaki dönüşüm sürecini doğrudan etkileyecektir. Karadeniz’in geleceği konusunda genel olarak Türkiye’nin çıkarları, Avrupa-Atlantik dünyasının çıkarları ile uyumludur. Bununla birlikte, başlıca dört konunun üzerinde durulması gereklidir. Birincisi, Türkiye’nin geleceğidir. Türkiye’nin AB’ye alınması tüm Karadeniz ortamını dönüştürecek kesin bir adım olacaktır. Fakat ne var ki, Türkiye’nin AB üyeliği konusunda Batı’dan kaynaklanan bir belirsizlik söz konusudur. Bu olumsuz durum, Türkiye’nin bölgede istikrar arttırıcı etkili bir rol oynama gücünü azaltırken, bölgenin demokratikleştirilmesi ve Batı dünyası ile bütünleştirilmesi yönündeki stratejilerin inandırıcılığına da gölge düşürmektedir. İkincisi, Montrö Sözleşmesidir. Türkiye’nin Karadeniz politikasının özünde Montrö Sözleşmesi ve onun getirdiği düzenlemeyi koruma ihtiyacı bulunmaktadır. Sözleşmenin hükümleri bir tarafa, Türk Boğazlarının bir “iç suyolu” olduğu gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Üçüncüsü, Rusya ile ilişkilerdir.Türkiye, Karadeniz bölgesinde Rusya’nın sürdürdüğü politikaları paylaşmamaktadır. Fakat, Rusya’nın ruh halini de anlamaya çalışmaktadır. Şu anda kuzeyden gelen stratejik bir tehdit olmadığı görüşünde olan Ankara, kesintisiz bir diyalog sürdürmek, güven tesis etmek ve iyi ilişkilere sahip olmanın gerekli olduğuna inanmaktadır. Bölgelerin tarihi arka planını iyi bilen Türkiye, Karadeniz’in küresel stratejik rekabetin yeni arenası olmasını istememekte, kutuplaşma eğiliminden kaçınmaktadır. Son olarak, Karadeniz bölgesinde ekonomik ilişkiler ve KEİ üzerinde durulabilir. Türkiye’nin Karadeniz bölgesine ilişkin ekonomik politikasının temelinde her zaman uluslararası işbirliği yoluyla istikrarı arttırmak ve refahı teşvik etmek gerektiği inancı yatmaktadır. KEİ, Türkiye’nin Karadeniz’de ortaklık ve işbirliğine olan inancının ve her türlü bölgesel hegemonya girişimini engelleme iradesini temsil etmiştir.

Abstract

The Black Sea region is experiencing a transformation. This transformation has led to the centralization of the Black Sea region and its problems in the international arena. As the ‘axis country’ of the Black Sea region, Turkey’s position and attitude will have a direct impact on the transformation period. In general, Turkey’s interests are compatible with that of the Euro-Atlantic world regarding the future of the Black Sea. In this context, we need to focus on four main issues. The first is Turkey’s future. Turkey’s accession to the EU will be a definite step in transforming the Black Sea environment. Yet, an uncertainty regarding Turkey’s membership to the EU prevails in the West. While this unfavorable situation, reduces Turkey’s potential to play an effective role in promoting stability in the region, it also hampers democratization efforts and harms the dependability of strategies put forth to unite the Black Sea region with the Western world. The second is the Montrö Agreement. At the core of the Turkish policy towards the Black Sea lies the Montrö Agreement and the need to protect the arrangements it has brought about. Besides the clauses of the agreement, the fact that the Turkish Straits are an “internal waterway” should not be ignored. The third is relations with Russia. While Turkey does not have similar policies to those of Russia in the region, it still tries to build empathy with the country. Ankara which does not perceive a strategic threat from the North believes in the necessity to pursue continous dialogue, build trust and nurture good relations with Russia. As a country who knows the historical background of the region quite well, Turkey does not desire the Black Sea to become the new arena of global strategic competition and therefore refrains from polarization tendencies. Finally, we will focus on the economic relations in the Black Sea region and the Black Sea Economic Cooperation (BSCE). Turkey’s economic policy directed towards the Black Sea is mainly focused on promoting stability and welfare in the region through international cooperation. The BSEC has been representative of Turkey’s faith in cooperation and partnership in the Black Sea and its determination to prevent any hegemonic initiatives in the region.