Dergiler / Art-Sanat Dergisi / 2019 / Cilt: 6 - Sayı: 12

Üsküdar Ahmediye Külliyesi ve Lale Devri Mimarisi İçindeki Yeri

Uskudar Ahmediye Complex & Its Place in the Architecture of the Tulip Period

Sayfa
163–192
DOI
—

Özet

III. Ahmet döneminde 1718 yılında imzalanan Pasarofça Antlaşması’ndan sonra Batı ile uzun süreli barış devrine girilmiştirve ilk elçiler Avrupa’ya yollanmıştır. Bu amaçla Yirmisekiz Mehmet Çelebi ilk Osmanlı elçisi olarak Fransa’ya gönderilmiştir.Yirmisekiz Mehmet Çelebi’nin Fransa seyahatinden getirdiği saray ve bahçe planları ile sefaretname Padişah III. Ahmetve Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın dikkatini çekmiştir. Bu sebeple III. Ahmet döneminde hem sultan hemde devlet ricali tarafından özelikle İstanbul’da çok sayıda imar faaliyeti gerçekleştirilmiştir. Lale Devri olarak adlandırılan1718-1730 yılları arasındaki dönemde kasırlar, köşkler, saraylar, çeşmeler, sebiller, kütüphaneler ve orta ölçekli külliyeleryapılmıştır. 1722 yılında yaptırılan Ahmediye Külliyesi de dönemin en önemli orta ölçekli komplekslerinden biridir. Bukülliye genel olarak Klasik Osmanlı mimarisi özelliklerine sahiptir. Ancak kompleksin bazı bölümlerinde Doğu-Batı senteziuygulamalar da görülmektedir. Bu açıdan bakıldığında Ahmediye Külliyesi aynı zamanda bir geçiş dönemi yapısıdır.

Abstract

After the Treaty of Passarowitz was signed in 1718 under Ahmed III’s rule, the Ottoman Empire entered a long period of peace with the West, and subsequently, first envoys were sent to Europe. To this end, Yirmisekiz (twenty-eight) Mehmet Çelebi was sent to France as the first Ottoman envoy. The palace and garden plans brought by Mehmet Çelebi from France caught the attention of Sultan Ahmed III and Grand Vizier Nevşehirli Damat Ibrahim Pasha. For this reason, during the reign of Ahmed III, both the sultan and dignitaries commissioned a large number of buildings, especially in Istanbul. Between the years 1718 and 1730, the so-called Tulip Era, many pavilions, kiosks, palaces, fountains, libraries, and medium-sized complexes were built. Ahmediye Complex, built in 1722, is one of the most important medium-sized complexes of this period. Overall, this complex bears the characteristics of Classical Ottoman architecture. However, in some parts of the complex, practices reflecting East-West synthesis are also seen. From this perspective, the Ahmediye Complex is also a structure of the transition period.