Dergiler / ARTS: Artuklu sanat ve beşeri bilimler dergisi (Online) / 2021 / Cilt: 0 - Sayı: 5
Nâzım Hikmet’in Ferhad ile Şirin Oyununda Mimetik Arzu ve Kısır Döngü
- Sayfa
- 140–164
- DOI
- —
Özet
Bu çalışmada temel amaç Nâzım Hikmet’in Ferhad ile Şirin oyunununRene Girard’ın kapsamlı bir teoremin başlangıç noktası olarak ortayaattığı ‘mimetik arzu’ kavramı çerçevesinde analiz edilmesidir. Girard,edebiyat kuramcısı olarak başladığı akademik çalışmalarına kültürünve dinin kökenlerine eğildiği bir sentez ile devam etmiştir. Bu esnadada mitleri, kutsal kitapları, romanları ve hatta tiyatro metinleriniçözümlemeleri için sadece bir analiz malzemesi olarak değil aynızamanda bir kanıt niteliğinde kullanmıştır. Köken olarak bir halkhikâyesine dayanan Ferhad ile Şirin oyunu da ‘mimetik arzu’nun yoğunolarak görüldüğü bir ilişkiler ağına ve rekabetten şiddete uzanan birçatışma ortamına sahiptir. İlk bakışta romantik görülebilecek yapısınınderinlerinde yatan ‘arzunun cehennemi mekanizmaları’ analizedildiğinde, oyunun Girard’ın ‘romansal hakîkat’ olarak ifade ettiğiözellikleri pek çok noktada taşıdığı görülür. Ama oyun sonuna doğru kimikoşut düşünceler ortaya çıkmaya başlar. Bu noktalar Nâzım Hikmet’intoplumcu gerçekçi bakışının oyuna nüfuz etmiş izleri ile Girardyen birdüşüncenin karşı karşıya geldiği anlardır.
Abstract
This study aims to analyse the play Ferhad and Sirin by Nâzım Hikmet within the framework of the concept ‘mimetic desire’ put forward by Rene Girard as a terminus a quo to a comprehensive theory. Girard synthesises the academic work he begins in literary criticism with the origins of culture and religion. In the process he uses myths, religious texts, novels and plays not only as material to be analysed and deciphered but also as evidence. The play Ferhad and Sirin which originates from a folk story yields an environment of conflict in which a dense case of ‘mimetic desire’ is seen in the cobweb of relationships sprawling from rivalry to violence. When the “infernal mechanism of mimetic desire” is analysed underlying what seems at first a romantic structure, the play can be seen to carry at various points what Girard defines as ‘romanesque truth’. However, towards the end of the play some parallel thoughts begin to emerge. These points are where Nâzım Hikmet’s social realist point of view penetrating the text meet Girardian thought.