Dergiler / Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2021 / Cilt: 70 - Sayı: 2
Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu ile İmalatçının Sorumluluğu Konusu Türk Hukuku Açısından Çözülmüş müdür?
- Sayfa
- 543–588
- DOI
- —
Özet
Pozitif hukukumuza ilk defa mülga (4077 sayılı) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2003 yılında değiştirilen 4. maddesi ve buna dayanılarak çıkarılan bir Yönetmelik'le tartışmalı bir giriş yapan ancak 2014 yılında yürürlüğe giren (6502 sayılı) Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'da açıkça düzenlenmeyen imalatçının sorumluluğu kavramı, 2021 yılında yürürlüğe giren 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu'yla tekrar yasal bir temele kavuşturulmuştur. İlgili Kanun ile Avrupa Birliği'nin hem 1985 tarihli İmalatçının Sorumluluğu Yönergesi (85/374/EEC), hem de 2001 tarihli Ürün Güvenliği Yönergesi (2001/95/EC) iç hukukumuza aktarılmaya çalışılmıştır. Ancak Devlet'in piyasaya sürülecek ürünlerin asgari standartları tutması konusunda beklentilerini ortaya koyan ve imalatçılar üzerinde sürekli bir idari denetimin de ön koşulunu oluşturan ürün güvenliği kurallarıyla, ürünün piyasaya sürülmesinden sonra ortaya çıkan, ürün güvenliği kurallarıyla engellenemeyen artık riskin bir zarar doğurması durumunda bunun tazminini hedefleyen imalatçının sorumluluğu kurallarının aynı Kanun'da düzenlenmiş olması beraberinde birtakım uyumsuzlukları getirmiştir.Bu çalışmada ilgili Kanun uyarınca imalatçının sorumluluğuna ilişkin esaslar değerlendirilerek Kanun'un tartışmalı sayılabilecek bazı hükümlerinin nasıl anlamlı bir şekilde yorumlanabileceğine dair öneriler getirilmiş ve Kanun'un güncel gelişmeler karşısında eksik kaldığı yönlerine işaret edilmeye çalışılmıştır.
Abstract
The Law on Product Safety and Technical Regulations (Law no: 7223) came into force as of March 2021. This Law has the objective of transposing both the 1985 Product Liability Directive (85/374/EEC) and the 2001 Product Safety Directive (2001/95/EC) of the European Union into Turkish law. However, the fact that the Law regulates product safety rules on one side, which set forth the expectations of the State with regards to minimum standards that should be followed for products to be put in circulation and which also constitute the basis of a continuous administrative control over producers, and the product liability rules on the other side, which aim at compensating any loss that occurs after the products are put in circulation and are due to the realization of a residual risk that could not be prevented through the product safety rules, has brought along certain incompatibilities. In this article we try to illustrate these problematic product liability provisions and offer suggestions to attain a more meaningful interpretation. Besides, we discuss the possible solutions this Law offers to tackle problems of product liability in the digital age.