Dergiler / Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dergisi / 2003 / Cilt: 30 - Sayı: 3
Kuron-kök kırığı: Bir olgu raporu
- Sayfa
- 255–260
- DOI
- —
Özet
Kuron-kök kırıkları, mine, dentin ve sementi kapsar ve tabloya pulpa dokusu da katılabilir veya katılmayabilir. Bu kırıklar genellikle kronun fasiyal orta üçlüsünden başlar ve lingual yönde ilerleyerek gingival seviyenin altına kadar uzanır. Radyografik olarak, bu kırıkların sadece insizal kısmı kolaylıkla izlenebilir. Kırığın lingual tarafta ve daha apikalde konumlanmış olan kısmı ise, kırığın pozisyonundan dolayı izlenemeyebilir. Tedavinin esas amaçları; açılmış dentin tübüllerini kapatmak ve pulpayı korumak ve dişi restore ederek dişe fonksiyon ve estetiğini kazandırmaktır. Bazı durumlarda kırığın apikal kısmı, cerrahi veya ortodontik yöntemler ile sürdürülebilir. Gerektiğinde endodontik tedavi uygulanabilir. Birkaç hafta sonra diş gingival seviyenin üzerinde restore edilebilir. Bu olgu raporunda, 14 yaşındaki bir erkek hastanın 11 numaralı dişindeki, pulpal katılımın olmadığı bir kuron-kök kınğı, tedavisi ve iki yıl sonraki klinik ve radyografik takibi bildirilmiştir.
Abstract
The crown-root fractures involve enamel, dentin and cementum with ör without pulpal involvement. These fractures usually start at the midportion of the crown facially and extend below the gingival level lingually. Radiographically, in these fractures, only the incisalpart of the fracture can be identified. Lingual and more apically placed part of the fracture usually can not be seen due to the displacement ofthefragment. The main aims of treatment are, to seal exposed dentinal tubules, protect the pulp and to restore the tooth for Us function and esthetic. in some cases, the apical fragment can be extruded surgically ör orthodontically. The endodontic treatment can be etnployed in necessary cases. After afew weeks, the tooth can be restored above the gingival level. in this case report, a crown-root fracture without pulpal tissue involvement and its treatment on a 11 numbered tooth of a ınale patient who was 14 years old and its clinical and radiographicalfollowing up af ter two years were reported.