Dergiler / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2018 / Cilt: 22 - Sayı: 3
CİNSEL SUÇLAR BAĞLAMINDA, KUR’AN HÜKÜMLERİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
- Sayfa
- 57–65
- DOI
- —
Özet
Kur’an’da muaheze edilen cinsel tasarrufların ortak özelliği, bu fiillerin, farklı veya aynı cinsten kişiler arasında, açık veya gizli, karşılıklı rızaya dayalı olarak gerçekleştirilmesidir. Buna karşılık, Kur’an’da, cinsel saldırı (“ırza tecavüz”), cinsel istismar, cinsel taciz gibi bir kişinin cinsel dokunulmazlığına yönelik haksızlıklar bağlamında somut bir hüküm bulunmamaktadır. Tarihsel süreçte ise, Müslüman toplumlarda örneğin zor kullanılarak kişilerin cinsel dokunulmazlığına saldırıda bulunulması halinde uygulanan yaptırımların, çağdaş komşu toplumlar olan Roma, İran, Hint ve Çin toplumlarında uygulanan yaptırımlarla benzerlikler arz ettiği gözlemlenmiştir. Hatta, tarihi kaynaklara bakıldığında, Arap ve Türk toplumlarında söz konusu fiillerle ilgili olarak uygulanan yaptırımların Müslüman olmadan önceki uygulamalarla da benzeştiği görülmektedir. Günümüzde, bütün bu alanlarda, “kadı içtihadı” yöntemiyle uygulama geliştirmek yerine, Kur’an’daki cinsel özgürlük alanının sınırına ilişkin hükümlerin yanı sıra, ceza yaptırımının amacına ilişkin günümüz ceza hukuku anlayışlarını da dikkate alarak, kanuni düzenlemeler yapılmasında ve bu düzenlemeler çerçevesinde uygulama geliştirmekte zorunluluk bulunmaktadır.
Abstract
The common denominator of sexual behaviors condemned in the Quran is that all these acts, be it open or secret, in between same or different sexes, are based on mutual consent. Nevertheless, the Quran does not include specific provisions regarding wrongdoings against sexual immunity such as sexual assault (“rape”), sexual abuse and sexual harassment. From a historical perspective, sanctions imposed on forceful violations of persons’ sexual immunities resemble those adopted by then contemporary neighboring societies of Rome, Persia, India and China. As a matter of fact, historical sources suggest that sanctions imposed on such violations in Turkish and Arabic societies resemble the sanctions imposed before these societies adopted Islam. Today, instead of developing new practices through “Kadi justice” method; legal rules should be introduced and practices should be developed by taking into consideration the contemporary criminal law theories regarding the purpose of criminal sanctions, in addition to the provisions of the Quran regarding the limitations of sexual freedom.