Dergiler / Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2020 / Cilt: 24 - Sayı: 3

ALMAN VE TÜRK MAHKEME KARARLARI VE DOKTRİNIŞIĞINDA OLASI KAST- BİLİNÇLİ TAKSİR AYRIMI

DIE ABGRENZUNG ZWISCHEN BEDINGTEM VORSATZ UND BEWUSSTER FAHRLÄSSIGKEIT UNTER BERÜCKSICHTIGUNG DER ENTSCHEIDUNGEN DER TÜRKISCHEN UND DEUTSCHEN GERICHTE UND LEHRE

Sayfa
448–500
DOI
—

Özet

Bu Çalışmada esas itibariyle suç teorisinin en zor ve tartışmalı konularından bir olan olası kast ve bilinçli taksir ayrımı ele alınmaktadır. Çalışmada önce kast ve taksirin kanundaki tanımına ve olası kast - bilinçli taksir ayrımına ilişkin Alman suç teorisinde ileri sürülen görüşler kısaca değinilmektedir. Arkasından olası kast – bilinçli taksir ayrımında Alman suç teorisinde çeşitli görüşlerin ileri sürülmesine yol açan “Lederriemenfall/Deri Kemer Olayı” olarak meşhur olan olay ve bu olay ile ilgili Federal Yüksek Mahkemesinin kararı incelenmektedir. Daha sonra olası kast – bilinçli taksir ayrımında yine yoğun tartışmalara yol açan AİDS Olayı ile ilgili Federal Yüksek Mahkemenin kararı ve bu konudaki tartışmaları tekrar alevlendiren Berlin Yasadışı Araba Yarışı olayı ilgili Berlin Eyalet Mahkemesi Kararı ve Federal Yüksek Mahkeme kararı doktrinde ileri sürülen görüşler açsından değerlendirilmiştir. Çalışmada karşılaştırma yapmak açısından olası kast – bilinçli taksir ayrımının tartışmalı olduğu üç Türk Yargıtay kararı örnek alınarak, bu kararlar, Alman doktrinde ileri sürülen görüşler ve Alman Federal Yüksek Mahkeme kararlarıışığında incelenmiştir. Alman uygulamasının aksine, Türk uygulamasında öncelikle bilme unsuru açısından sıkıntılar bulunduğu görülmektedir. Kararlarda failin olay anındaki mevcut bilgisi dikkate alınmamıştır. Olası kast – bilinçli taksir ayrımıaçısından isteme unsurunun varlığı ise Yargıtay kararlarında ve ilk derece mahkemesi tarafından neredeyse hiç tartışıma konusu yapılmadığı görülmektedir.

Abstract

Dieser Beitrag befasst sich im Wesentlichen mit einer der schwierigsten Fragender Strafrechtslehre nämlich mit der Abgrenzung zwischen bedingtem Vorsatzund bewusster Fahrlässigkeit. Zunächst werden die Definitionen von Vorsatz undFahrlässigkeit und die Abgrenzungstheorien in der deutschen Strafrechtslehre kurzdargestellt. Anschließend wird der berühmte “Lederriemenfall”, welche in der deutschenStrafrechtslehre als Ausgangsfall der Abgrenzungstheorien zwischen bedingtemVorsatz und bewusster Fahrlässigkeit angenommen wird und die Entscheidungdes Bundesgerichtshofes darüber untersucht. Danach wird die Entscheidung desBundesgerichtshofes über den HIV-Fall, der wieder heftige Kontroverse über dieAbgrenzung zwischen bedingtem Vorsatz und bewusster Fahrlässigkeit auslöste, derBerliner Raser Fall, der diesbezügliche Diskussionen wieder auffl ammen ließ und dieEntscheidung der ersten Instanz und des Bundesgerichtshofes unter Heranziehungder Strafrechtslehre analysiert. Aus dem rechtsvergleichenden Aspekt werden in diesem Beitrag dreiEntscheidungen des türkischen Kassationshofes, in denen die Abgrenzung zwischenbedingtem Vorsatz und bewusster Fahrlässigkeit umstritten ist, als Beispiel genommenund diese Entscheidungen werden unter Heranziehung der in der deutschen Lehrevertretenen Meinungen sowie der BGH Entscheidungen diskutiert. Die Erörterungder türkischen Fälle zeigt, dass im Gegensatz zur deutschen Praxis in den türkischenEntscheidungen vorerst die Feststellung des Wissenselements problematisch ist.Die tatsächliche Kenntnis des Täters bei Begehung der Tat wurde nicht hinreichendfestgestellt. Über das Wollenselement wurde in den Entscheidungen kaum diskutiert.