Dergiler / Anadolu Kardiyoloji Dergisi / 2002 / Cilt: 2 - Sayı: 1
Koroner arter hastalığı anjiyografik olarak kanıtlanmış olgularda tedavi prosedürlerinin dağılımı ve hastaneden çıkışta ilaç seçimi
- Sayfa
- 18–23
- DOI
- —
Özet
Amaç: Çalışmamızın amacı kliniğimizde yapılan koroner anjiyografide KAH kanıtlanmış olgularda uygulanan girişimsel ve diğer tedavi prosedürlerinin dağılımını incelemek, bu olguların hastaneden çıkışlarında reçetelenmiş ilaç gruplarını saptamak ve bunu 15 Avrupa ülkesinde KAH olgularına hastaneden çıkışlarında verilen tedavinin incelendiği EUROASPIRE II çalışması verileriyle karşılaştırmaktır. Yöntem: Hasta grubumuzu, Ocak 2000 ile Mayıs 2000 tarihleri arasında kliniğimizde ilk kez koroner anjiyografi uygulanan ve koroner arterlerden en az birinde $geq$%50 lezyon saptanan 617 olgu (516 Erkek, 101 Kadın, Yaş ort 57.2 ± 10.8) oluşturmaktadır. Bütün olgularda koroner anjiyografi öncesi risk faktörlerinin dağılımı, anjiyografi sonrasında önerilen tedavi prosedürlerinin dağılımı ve hastaneden çıkışlarında reçetede yer alan ilaç grupları kaydedildi Bulgular: Anjiyografi sonrası olgularımızın %68'inde girişimsel veya cerrahi tedavi uygun görülürken %27'sinde girişime gerek görülmediği, uygun ilaç tedavisiyle hastaneden çıkarıldığı saptandı. Olguların %5'inde tedavi uygulamalarının belirlenmesinden önce canlılık tespitine yönelik testlerin önerildiği gözlendi. Hastaneden çıkış reçetelerinde olgularımızın %99'una aspirin yazıldığı, beta-bloker, nitrat, statin, anjiyotensin konverting enzim inhibitörleri (ACE-I), kalsiyum kanal blokeri ve antikoagulan kullanım oranının sırasıyla %86, %86, %63, %40, %16 ve %2 olduğu saptandı. Sonuç: Bu veriler EUROASPIRE II çalışması verileriyle karşılaştırıldığında olgularımızın hastane çıkışlarında aldıkları antiplatelet, beta-bloker, ACE-I, lipid düşürücü tedavinin, EUROASPIRE II çalışmasını oluşturan on beş Avrupa ülkesi ortalamalarına göre daha yüksek, antikolagulan tedavinin ise daha düşük olduğu saptandı.
Abstract
Objective: The aims of our study were to assess the distribution of interventional and other therapeutic procedures performed on subjects who had proven CAD by angiography in our clinic; to determine the groups of therapeutic agents prescribed at the time of discharge; and to compare these with the results of EUROASPIRE II, which examined the prophylactic drug therapy upon discharge of CAD patients in 15 European countries. Methods: Our patients comprises of 617 subjects (516 male, 101 female; mean age 57.2 ± 10.8 years) who underwent coronary angiography for the first time in our clinic and who were found to have a 50% lesion in at least one of the coronary arteries. In all patients distribution of risk factors on admission, distribution of therapeutic procedures and the use of drug therapies at the hospital discharge were recorded. Results: We found that, 68% of our cases were considered to be eligible for a percutaneous or surgical intervention, while 27% were assessed not as requiring such an intervention and consequently were discharged being prescribed appropriate medications. For the remaining 5% of the subjects, tests for detection of viable myocardium were advised, before selecting the proper type of management. At discharge, prescription rates for antiplatelets, beta-blockers, nitrates, statins, angiotensin-converting enzyme inhibitors (ACE-I), calcium channel blockers and anticoagulants were detected to be %99, 86%, 86%, 63%, 40%, 16%, and 2% respectively. Conclusion: Compared with the results of EUROASPIRE II study, these data show that, antiplatelet, beta-blocker, ACE-I and lipid-lowering treatments our subjects received upon discharge were higher, whereas anticoagulant treatment was lower than the averages of the fifteen European countries consisting the EUROASPIRE II study.