Dergiler / Alevilik Araştırmaları Dergisi / 2017 / Cilt: 0 - Sayı: 14

ÇANKIRI’NIN MANEVÎ FÂTİHLERİ VE ÇANKIRI SEYYİDLERİ

THE INSTITUTION OF NAKÎBÜ’L-EŞRÂF IN THE OTTOMAN EMPIRE AND SEYYIDS IN THE CITY OF ÇANKIRI

Sayfa
77–118
DOI
—

Özet

Nakîbü'l-eşrâflık Müessesesi, Hz. Peygamber'in soyundan gelen seyyid ve şeriflerin neseplerinin kayıt altına alınması, onlara bir takım imtiyaz ve muafiyetler tanınması ayrıca seyyidliklerinin ispatında gerekli olan siyâdet hüccetlerinin düzenlenmesi gibi resmi işlemlerin yapılması için Yıldırım Bâyezid zamanında (h.802/m.1400 tarihinde) "Nâzır-ı Sâdât" ismiyle tesis edilmiştir. smanlı coğrafyasının çeşitli bölgelerine göç eden seyyid ve şerifler, gittikleri yerlerde önemli roller üstlenmişler ve Nakîbü'l-eşrâflık çatısı altında cumhuriyet dönemine kadarki süreçte kendilerinden söz ettirmişlerdir. Seyyid ve şerifler, bulundukları bölgelerde huzur ve sükûn kayna ğı, manevî bir otorite olarak görülmeleri sebebiyle halka örnek teşkil etmişlerdir. Fetihler sırasında ordunun öncü birlikleri içerisinde yer alarak askerin maneviyatını yükseltmeye çalıştıkları, fetih sonrasında kazanılan toprakların imarı için çaba sarf ettikleri ve Hz. Peygamber dönemi İslâm anlayışını yaşatma gayreti içerisinde oldukları görülmektedir. Bu amaçlarla Çankırı ve çevresine de çok sayıda seyyid ailesi yerleş- miş ve bölgenin İslamlaşmasına katkı sağ- lamıştır. Çankırı ili, Yapraklı ve Çerkeş ilçeleri, seyyid ve şeriflerin en çok rağbet ettiği bölgeler arasındadır. Çankırı Dârü's-siyâde Zâviyesi Hz. Peygamber'in soyuna mensup olanlara kucak açmış ve onların en iyi şekilde ağırlanması için seferber olmuştur. Çankırı Nakîbü'l-eşrâf kaymakamları da seyyidlere siyâdet hücceti düzenleme, onların evlenme-boşanma gibi hukuki işlemlerinde söz sahibi olma görevlerinin yanında bulundukları bölgelerde iftâ vazifesini de üstlenmişler ve bir nevi bölgenin manevî fâtihleri olmuşlardır. Makalemizde "Osmanlı Devleti'nde Nakîbü'l-eşrâflık Müessesesi ve İşlevi", "Çankırı Dârü's-siyâdesi", "Çankırılı Seyyid Ulema", "Çankırı'da Görev Yapan Nakîbüleşrâf Kaymakamları", "Meşhur Seyyid Ailelerinden Çerkeş Şeyhizâde Mehmed Tevfik Efendi", "Çankırı'daki Seyyidlerin Siyâdet Hüccetleri", "Çankı- rı'daki Seyyidlerin Teftişleri" başlıkları İstanbul Müftülüğü bünyesindeki Meşihat Arşivi'nde bulunan Nakîbü'l-eşrâf defterleri ve Çankırı Şeriyye Sicilleri esas alınarak ayrıntılı olarak incelenecektir. Böylelikle kurumun tarihi serüveni, işlevleri ve geç- mişten günümüze Çankırı'daki seyyidlerin fonksiyonları hakkında önemli bilgiler sunulacaktır.

Abstract

The institution of nakîbü’l-eşrâf is an institute founded in the name of “Nazır-ı Sadat” in 1400 under the reign of Sultan Bayezid I. It was established in order to keep records of seyyid and şerif, that is respectively the descendants of Hasan and Hüseyin, the grandchildren of the Prophet Muhammad. It was also to provide sayyid licences (siyadet hüccetleri) to individuals so that they could prove their prophetic lineage. The seyyid and şerif who travelled across and migrated to different Ottoman lands assumed important roles, and until the Republican period, under the roof of the institution of nakîbü’l-eşrâf, continued to have a major impact. They were role models for people as they served as centers of peace and tranquility and were perceived as spiritual authorities. It is observed that during the conquests they tried to heighten the moral spirit of the soldiers fighting in the front, worked for the reconstruction of the conquered lands, and tried to preserve the prophetic understanding of Islam. With all these goals in mind, a significant number of seyyid and şerif settled in Çankırı and its surroundings and made important contributions to the Islamization of the region. The city of Çankırı, Yapraklı and Çerkeş districts were among the most popular ones by the seyyid and serif. Çankırı Dârü’s-siyâde Zâviye embraced the descendants of the Prophet Muhammad and tried its best to ensure their finest accommodation. Çankırı Nakîbü’l-eşrâf governors issued sayyid licences to the seyyid, enrolled in their legal matters, such as marriage and divorce, as well as presumed fatwa issuing (ifta); and thereby became in a sense the moral conquerors of the region. As a result, in our study, based on Nakîbü’l-eşrâf archival records at the Meşihat Archive, the Nakîbü’l-eşrâf governors that worked in Çankırı and its surrounding areas since the establishment of the Nakîbü’l-eşrâf institute; Çankırı Dârü’s-siyâde, prominent seyyid families in Çankırı; the sayyid licences given by the Nakîbü’l-eşrâf governors; the lineage and address information pertaining to seyyids that lived in Çankırı and around will be covered. In this way, important information about the institutional history of the Nakîbü’l-eşrâf institute, its functions, as well as the roles the seyyids played in Çankırı, from past to the present, will be presented.