Dergiler / Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi / 2022 / Cilt: 12 - Sayı: 1

AVRUPA BİRLİĞİ’NİN DIŞ SINIRLARININ YÖNETİMİNDE ÜÇÜNCÜ ÜLKELERLE İŞ BİRLİĞİ: TÜRKİYE ÖRNEĞİ

COOPERATION WITH THIRD COUNTRIES IN THE MANAGEMENT OF EXTERNAL BORDERS OF THE EUROPEAN UNION: THE CASE OF TURKEY

Sayfa
15–37
DOI
—

Özet

Son yıllarda Avrupa Birliği (AB) sınırlarında göçmen akını yoğunlaşmıştır. Böylece sınır yönetimi AB için öncelikli bir alan haline gelmiştir. Bu çerçevede Avrupa Birliği sınır yönetimi ve Frontex konusunda önemli düzenlemeler yapmış- tır. 2007/2004 sayılı Tüzük ile kurulan Frontex, 2005 yılında göreve başladığından beri, ortak operasyonlar ve hızlı sınır müdahaleleri, risk analizi, ortak geri dönüş operasyonları, bilgi alışverişi ve üçüncü ülkelerle kurulan ilişkilerle Avrupa Birliği ve Schengen Alanı’na üye devletlerin dış sınırlarını güvence altına almalarına yardımcı olmaktadır. Coğrafi konumu dolayısıyla ve aday ülke olarak Türkiye, Birliğin tüm bu düzenlemelerinden doğal olarak etkilen- mektedir. Sekiz ülkeyle 2600 kilometrelik kara sınırına sahip olan Türkiye, 2000’li yıllardan itibaren bir göç ve geçiş ülkesi haline gelmiştir. Türkiye’nin toprakları üzerinde karşı karşıya kaldığı artan göç yükü ve riskleri, AB’yi endişe- lendirecek niteliktedir. Dışişleri Bakanlığı ile Frontex arasında 2012’de iş birliği “Mutabakat Zaptı” ve devamında da üç İş birliği Planı im- zalanmıştır. Mutabakat Zaptı ve İş birliği Planları, sınır yönetimi alanında risk analizi ve veri değişimi, Türkiye ile AB üyesi ülke sınır geçiş noktalarında gözlemci görevlendirilmesi ve Frontex tarafından düzenlenen eğitim faaliyetlerine katılım sağlanması hususlarını içermektedir. Sınır güvenliğinden sorumlu tek bir sivil teşkilat oluşturmaya yönelik mevzuat, esas olarak sınır bölgelerindeki güven- lik endişeleri nedeniyle askıya alınmıştır. Türkiye’nin AB sınır yönetimdeki rolü, iç siyasi dengelerdeki değişikliklere ve AB’nin Türkiye’yi Avrupa sınırlarının sağlamlaştırılmasına dahil etme arzusuna bağlıdır. Her iki taraftaki irade değişikliği, AB dış sınırlarının yönetimine yönelik dayanışmayı şekillendirecektir. Özellikle göç akışının yönetimi etki- lenmeye açıktır, bu alanda yakın iş birliği sürdürülmelidir. AB’nin tahsis ettiği fon miktarı yüksek olsa da, Türkiye’nin topraklarında 3,7 milyon mülteciyi ve göçmeni barındırma ve yasa dışı göçmen akışına karşı koyma kapasitesi yoktur. AB, bu gerçeği kabul edip Türkiye’nin sarf ettiği muaz- zam çabada ekonomik, siyasi ve sosyal sorumluluğu paylaşmalıdır. Türkiye’nin hem komşu ülke hem de AB ile üyelik müzakeresi sürecinde olduğu unutulmamalıdır.

Abstract

In recent years, the influx of migrants has intensified at the borders of the European Union (EU). Thus, border management has become a priority for the EU. In this context, European Union has made significant regulations on border management and Frontex. Established with the Regulation No 2007/2004, Frontex, since took office in 2005, assists the European Union and Schengen Area member states to secure their external borders through joint operations, rapid border interventions, risk analysis, joint repatriation operations, information exchange and relations with third countries. As a candidate country, Turkey is naturally affected by these regulations of the Union due to its geographical location. Having a land border of 2600 kilometers with eight countries, Turkey has become a country of migration and transit since the 2000s. The increasing migration burden and risks faced by Turkey are at a level to concern the EU. “A Memorandum of Understanding” on cooperation was signed between the Ministry of Foreign Affairs and Frontex in 2012, followed by three Cooperation Plans. The Memorandum of Understanding and the Cooperation Plans include risk analysis and data exchange in the field of border management, assignment of observers at the border crossing points of Turkey and EU member states and participation in educational activities organized by Frontex. Legislation to create a single civilian body responsible for border security has been suspended mainly due to security concerns in the border areas. Turkey’s role in EU border management depends on changes in domestic political balances and the EU’s willingness to involve Turkey in the strenghtening of European borders. The attitudes of both sides will shape the solidarity towards the management of the EU’s external borders. In particular, the management of the migration flows is vulnerable to influence thus cooperation should be maintained in this area. While the amount of funds allocated by the EU is high, Turkey does not have the capacity to host 3.7 million refugees and migrants on its territory and to withstand the flow of illegal migrants. EU must acknowledge this fact and share the economic, political and social responsibility in Turkey’s enormous effort. It should not be forgotten that Turkey is both a neighboring country and is in the process of membership negotiations with the EU.