Dergiler / Akdeniz İnsani Bilimler Dergisi / 2019 / Cilt: 9 - Sayı: 2

Refik Halit Karay’ın “Yatık Emine”sine Gayri İnsanileştirme Olgusu Çerçevesinde Bir Bakış

An Analysis of Refik Halit Karay’s “Yatık Emine” within the Framework of the Dehumanization Phenomenon

Sayfa
475–789
DOI
—

Özet

Görünürdeki benzerlik ve farklılıklarımız bir yana, toplumu temsil eden pek çok farklı kesimle ortakbir özü paylaşırız; insan oluşu. Toplumu oluşturan tüm fert ve grupları ortak insanlık paydasında bir arayagetirebilmek, biz ve öteki arasındaki kalın duvarları yıkma potansiyeli taşır. Ancak toplumsal yaşamabaktığımızda doğal bir kategori olarak insanlığın bazı insan ya da gruplara yakıştırılmadığı ve onlarınkategorik açıdan insanlıktan men edilmiş olduklarını görürüz. Gayri insanileştirme adı verilen bu olgu,bunu gerçekleştiren failin hedef aldığı kişi ya da gruplara karşı sosyal mesafenin artmasına sebebiyetverir. Sonuçta kendisini daha fazla insan addeden kişi, insan addetmediği ötekine üstünlük taslar, onu yoksayar ve ona karşı her türlü insanlık dışı muameleyi reva görmeye başlar. Refik Halit Karay’ın (1888-1965) “Yatık Emine” (1918) isimli hikâyesi insanlığın bir türlü kondurulamadığı bir hayat kadını özelindegayri insanileştirme olgusuna ve bunun trajik sonuçlarına kurgusal düzeyde çarpıcı bir biçimde ışık tutar.Buradan hareketle, mevcut makalede Emine’nin hem devletin temsilcileri hem de sürgün edildiğikasabanın halkı tarafından (kadınlar ve erkekler) hangi gerekçe ve unsurlarla insan dışı görüldüğü gözlerönüne serilmektedir. Ayrıca Emine’nin kişiliği, farklı durumlardaki tepkileri ya da tepkisizliği ve hayattakalma mücadelesi ele alınarak onun kendisini bir insan olarak nerede konumlandırıldığı dasorgulanmaktadır.

Abstract

Aside from our ostensible similarities and differences, we share a common essence with all groups in society—our humanness. Uniting all the different peoples under the umbrella of our common humanity has the potential to demolish the thick walls between us and the other. However, a quick look at society, shows that humanity is not ascribed to certain people or groups, and those people are categorically omitted from humanness. This phenomenon is termed dehumanization, and it deepens the social distance between the dehumanizer and those who are dehumanized. Consequently, a person who attributes greater humanness to oneself, claims superiority over the dehumanized others, can totally ignore them, and justify all kinds of inhumane treatment against them. Revolving around the story of a prostitute, “Yatık Emine” (1918) by Refik Halit Karay (1888-1965) sheds light upon the practice of dehumanization and its tragic consequences in a fictional ground. Relatedly, the current article examines how and for what reasons Emine has been dehumanized by both governmental representatives and the villagers (women and men). Additionally, how Emine positions herself as a human being is also considered with regards to her personality, her reactions / unresponsiveness in certain situations, and her struggle for survival.