Dergiler / Türk Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Dergisi / 2012 / Cilt: 20 - Sayı: 4
Subklaviyan çalma sendromunun tedavisinde karotikosubklaviyan ve subklaviyan-subklaviyan baypasın erken ve orta dönem sonuçları
- Sayfa
- 761–767
- DOI
- —
Özet
Amaç: Bu çalışmada proksimal subklaviyan arter hastalığının cerrahi tedavisinde, karotikosubklaviyan baypas (KSB) ve subklaviyan-subklaviyan baypas (SSB) cerrahi tedavi yaklaşımlarının erken ve orta dönem primer greft açıklıkları ve klinik sonuçları karşılaştırıldı. Çalışma planı: Nisan 1999 ve Haziran 2011 tarihleri arasında kliniğimizde SSB ve KSB ameliyatı yapılan 32 hasta, retrospektif olarak değerlendirildi. Cerrahi tedavi, hastaların 17sine (9 erkek, 8 kadın; ort. yaş 55.4±13.3 yıl; dağılım 38-75 yıl) KSB işlemi kullanılarak, 15ine (10 erkek, 5 kadın; ort. yaş 51.6±13.6 yıl; dağılım 21-69 yıl) ise SSB işlemi kullanılarak uygulandı. Karotikosubklaviyan baypas işlemi uygulanan dört hasta ve SSB işlemi uygulanan üç hasta, daha önceden koroner arter baypas greftleme (KABG) ameliyatı geçirmişti. Hastalarda primer greft açıklığının takibinde, renkli Doppler ultrasonografi, fizik muayene ve gerekli durumlarda anjiyografi görüntüleme yöntemleri kullanıldı. İstatistiksel analiz Fisherin kesin testi, Ki-kare, Student t test ve Mann- Whitney U testi kullanılarak yapıldı. Kümülatif primer greft açıklığı Kaplan Meier yaşam tablosu kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Her iki ameliyat tipinde erken dönem (ameliyat sonrası ilk 30 gün) primer greft açıklığı %100 idi ve arada istatistiksel fark yoktu (p>0.05). Primer greft açıklık oranları SSB grubunda bir, üç ve beşinci yılda sırasıyla %78.5, %61.5 ve %53.8 idi. Karotikosubklaviyan baypas grubunda bir, üç ve beşinci yılda primer greft açıklık oranları %100 idi (1, 3. ve 5. yılda sırasıyla; p 0.05). Orta dönem mortalite SSB grubunda %7.1 (n=1) ve KSB grubunda %0 olup, aradaki fark anlamlı bulunmadı (p>0.05). Sonuç: Çalışmamızda, primer greft açıklığı ve klinik sonuçları göz önüne alındığında KSB ile daha iyi sonuçlar alındığı görüldü. Uygun hasta profilinde KSBnin daha etkili, güvenli ve kolay uygulanabilir bir yöntem olarak tercih edilebileceğini düşünmekteyiz.
Abstract
Background: In this study, the early and midterm primary graft patency and clinical outcomes of carotid-subclavian bypass (CSB) and subclavian-subclavian bypass (SSB) in the surgical treatment of proximal subclavian artery disease were compared. Methods: Between April 199 and June 2011, 32 patients who underwent SSB and CSB surgery were retrospectively analyzed. Surgical treatment was performed by using CSB procedures on 17 of the patients (9 males, 8 females; mean age 55.4±13.3 years; range 38 to 75 years) and by using SSB procedures on 15 (10 males, 5 females; mean age 51.6±13.6 years; range 21 to 69 years). Four patients who were performed CSB and three patients who were performed SSB had previously undergone coronary artery bypass grafting (CABG) surgery. Primary graft patency was assessed by color Doppler ultrasonography, physical examination, and by angiography, where appropriate. Statistical analyses were performed using Fischer s exact test, Chi-square, Student t test and Mann-Whitney U tests. The cumulative primary graft patency was evaluated by using Kaplan Meier life table. Results: In both types of surgery, early period (the first 30 days after surgery) primary graft patency was 100%, indicating no statistical difference (p>0.05). The primary patency rates in the SSB group were 78.5% at one, 61.5% at three and 53.8% at five years. The primary patency rates in the CSB group were 100% at 1, 3 and 5 years (respectively at 1, 3 and 5 years; p 0.05). Conclusion: Our study showed that better results were obtained with CSB considering the primary graft patency and clinical outcomes. We believe that CSB may be preferred as a more effective, safe and easily applicable method for appropriate patient profile.