Dergiler / Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi / 2020 / Cilt: 1 - Sayı: 1
MİLLİ MÜCADELEDE SITMAYA KARŞI HİLAL-İ AHMER CEMİYETİNİN ROLÜ
- Sayfa
- 23–27
- DOI
- —
Özet
Sıtma (malarya); parazit taşıyan dişi anofel sivrisinekleri, beslenme sırasında kişilere aşıladıkları Plasmodium parazitlerinin eritrositlerini enfekte ettiğinde gelişen bulaşıcı bir hastalıktır. Birinci Dünya savaşı zamanında bilhassa İzmir’de açılmış olan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti merkezi en etkin mihrak yerlerinden bir tanesiydi. Üstelik İzmir limanının açık olmaması ve harp bunalımı merkezin mühimini göstermekteydi. Odak noktasından geçen askeri birliklere her çeşit tıbbi malzeme, tıbbi aletler, hasta yatağı, yorgan, çarşaf, çamaşır ve kıyafet gibi gereçler verildiğini ve sifiliz, malarya, tifüs, kolera’ ya benzer müstevli rahatsızlıklarla da mücadele yapıldığını görüyoruz. Rusya’da Çarlık düzeninin bitmesi ile Rusların elle geçirdikleri illeri boşaltmaları neticesinde Sivas ehemmiyetini yitirdi. Hilâl-i Ahmer hastanesi limandan yapılacak hasta sevklerine yardım ederek, ilk önce Samsun’a aktarılarak, Samsun’dan Trabzon bölgelerine egemen olmuş sıtmayla mücadele yapıldı. Batı Cephesinde kimi zaman delegelerden ilaç isteği talebinde bulunuyorlardı. Gerçekten, sıtma savaşında kullanılan kinin bulunması zor ve pahalı bir ilaçtı. Batı Cephesinin kinin talebine Ankara delegeliği 2 Mayıs 1922 tarihinde; “Hilâl-i Ahmer depolarında tüm ihtiyaçlarına karşılık hâlihazırda üç yüz kilo kinin bulunuyordu. Dolayısıyla istekte bulunulan beş yüz kilonun verilmesi maddi bakımdan olanak olmadığı” cevabı söyleniyordu. Hilal-i Ahmer Derneği olanakları doğrultusunda cepheye destek oluyordu. I. Dünya Savaşı sonrası Doğu Anadolu’ya münbais kurullar, Trabzon, Akhisar, Nazilli, İzmir-Alaşehir, Adana ve Konya, Gördes, mübadelede Yunanistan (Girit, Batı Makedonya, Selanik) gönderilerek Hilâl-i Ahmer vasıtasıyla fazla ölçüde kinin verilmiştir. Kurulun tutanağında yüz bine yaklaşan bireylerin sıtma hastalığı içerisinde bulunduğu ilan edilmiştir. Hilâl-i Ahmer Derneğinin faik çabalarıyla Birinci Dünya savaşı ve Milli Mücadele zamanında sıtma ile aktif biçimde mücadele edilmiştir.
Abstract
Malaria; female anopheles mosquitoes that carry parasites are an infectious disease that develops when they infect the erythrocytes of Plasmodium parasites that they infuse people during feeding. The Hilâl-i Ahmer Cemetery, which was opened especially in Izmir during the First World War, was one of the most effective focal points. Moreover, the Izmir harbor was not open and the war crisis showed the importance of the center. We see that military troops passing through the focus point are given all kinds of medical supplies, medical instruments, patient beds, quilts, bed linen, clothes and clothes, and combating muscular ailments similar to syphilis, malaria, typhus, cholera. With the end of the Tsarist order in Russia, Sivas lost its importance as a result of the evacuation of the provinces that the Russians captured. Hilâl-i Ahmer hospital was helped by patient referrals from the port and transferred to Samsun, and the malaria was struggled from Samsun to Trabzon regions. Sometimes they asked for delegates' requests for medicine on the Western Front. Indeed, quinine used in the malaria warfare was a difficult and expensive drug to find. Ankara delegation to the quinine request of the Western Front on 2 May 1922; “In the Hilâl-i Ahmer warehouses, there were already three hundred kilos of kinin in response to all their needs. Therefore, it is said that it is not possible to give the five hundred kilos requested financially” Hilal-i Ahmer Association was supporting the front in line with its possibilities. After the First World War, many quinine were given by means of Hilâl-i Ahmer by sending individual boards to Eastern Anatolia, Trabzon, Akhisar, Nazilli, İzmir-Alaşehir, Adana and Konya, Gördes, Greece (Crete, West Macedonia, Thessaloniki) in exchange. It has been announced in the minutes of the Board that individuals approaching one hundred thousand are in malaria. The foul efforts of the Hilâl-i Ahmer Association actively fought against malaria during the First World War and the National Struggle.