Dergiler / Maden Tetkik ve Arama Dergisi / 1977 / Cilt: 88 - Sayı: 88

ANKARA, KIZILCAHAMAM YAKININDAKİ GÜVEM KÖYÜ CİVARINDA BULUNAN SON TERSİYER KOZALAKLI-YEŞİL YAPRAKLI ORMANI

A LATE-TERTIARY CONIFER-HARDWOOD FOREST FROM THE VICINITY OF GÜVEM VILLAGE. NEAR KIZILCAHAMAM, ANKARA

Sayfa
94–102
DOI
—

Özet

Bugünkü kozalaklı-yeşil yapraklı ormanı ve ünlü sıcak su kaynaklarını görmek için ilk defa 1939 da Orman Fakültesinden arkadaşım Karamanoğlu ile birlikte Kızılcahamam'a gittim. Ankara'dan Kurtboğazı'na kadar tozlu eski yoldaki uzun otobüs yolculuğunu ve Kargasekmez'in tehlikeli virajlarını hatırlıyorum. O zaman Kâmil'in babası Yargıç Muavini Remzi Bey beni davet edip, eski Osmanlı tarzı mimarî ile yapılmış üç katlı Ankara tipi ahşap evlerinde kalmamı istemişti. Her gün yürüyüşe çıkıyor ve vadilerdeki köknar, kavak ve meşe ağaçlarının da yer aldığı çam ormanları ile sıcak su kaynakları ve yayvan yamaçlarda araştırmalar yapıyorduk. Otuz yıl sonra 1968 de eski meslektaşlarım Sayın H. Aksoy, Prof. K. Karamanoğlu, Prof. N. Sönmez ve Prof. O. Düzgüneş ve ailelerinin bir pikniğe davet etmeleri üzerine Kızılcahamam'a tekrar gittim. Kızılcahamam'ın 22 km kuzeyine gittikten sonra Çerkeş yolundan Güvem'i geçtik ve Beşkonak'a geldik, piknik yeri olarak su kenarında sakin bir çimenliği seçtik. Yol kenarları buldozerlerle kesildikten sonra da Kızılcahamam-Çerkeş yolunun batı yamaçları henüz yeşillikle kaplanmamıştı ve gölsel sedimentlerin hem yatay, hem düşey tabakalanması açıkça ortaya çıkmıştı. Bir gece önce biraz yağmur yağmıştı. Karamanoğlu ile yol yamaçlarında biraz yürüyüp ayaklarımızın altındaki yuvarlanan kayaçlarda bulunan fosil fragmanlarım inceledik. Tabakalar halindeki diyatomitli toprağın en üst tabakası düşey doğrultudaydı ve bu süngerimsi kayaçların tabakaları doğal olarak kitap büyüklüğünde tabakalara ayrılmıştı. Yağmur suyunu emdiklerinden her taşı kütüphaneden bir kitap alır gibi kolaylıkla alabiliyorduk. Her diyatomitli levha parçası üzerinde güzel bir fosil izi bulunuyordu.

Abstract

It was in 1939 when I first visited Kızılcahamam to see the present conifer-hardwood forest as well as the famous hot springs with my friend Karamanoğlu, a fellow student from the Forestry College. I remember the long bus ride on the dusty old road from Ankara through Kurtboğazı and the dangerous curves of Kargasekmez. That time, Kamil's father Remzi Bey, assessor of the city, kindly invited me to stay in his three-story wooden house built in good taste according to early Ottoman architectural style for the country homes of Ankara. We took daily walks to explore the Scots pine forests associated with firs, aspens and oaks through the valleys as well as to the hot springs and mountain steppes over the gentle hills. In 1968, more than thirty years later, I visited Kızılcahamam again upon a picnic invitation by my old colleagues Mr. H. Aksoy, Prof. K. Karamanoğlu, Prof. N. Sönmez and Prof. O. Düzgüneş, and their families. After driving 14 miles north of Kızılcahamam, down the Çerkeş road, we passed Güvem and reached Beşkonak where we selected a neat meadow by the creek as our picnic site. The western slopes of the Kızılcahamam-Çerkeş road were still devoid of vegetation after the road banks were cut off by bulldozers and both horizontal and vertical layers of lacustrine sediments were exposed freely. A moderate amount of rain had fallen during the previous night. With Karamanoğlu, I walked along the road slopes, examining the fossil fragments by rolling rocks under our feet. The uppermost layer of the laminated diatomaceous earth was oriented vertically and the sheets of these spongy rocks were naturally split into book-size platelets. Due to the absorption of rainwater we could pull out any piece with great ease, just like pulling out books from a library shelf. Every piece of diatomaceous platelet was bearing a beautiful fossil impression.

Anahtar kelimeler: ANKARA, KIZILCAHAMAM, YAKININDAKİ GÜVEM KÖYÜ, KOZALAKLI-YEŞİL YAPRAKLI ORMANI