Dergiler / Uluslararası İlişkiler Dergisi / 2021 / Cilt: 18 - Sayı: 70
Batı Sonrası Bölgeselcilik olarak ‘Ortak Yazgı Topluluğu’: Çin’in Kuşak-Yol İnisiyatifini Konfüçyüsçü Bir Perspektiften Yeniden Düşünmek
- Sayfa
- 85–101
- DOI
- —
Özet
Çin’in Kuşak-Yol İnisiyatifine (KYİ) dair geleneksel açıklamalar, KYİ’nin Çin’in çıkarlarına nasıl hizmet edeceğine, Çin’in jeopolitik konumunu nasıl güçlendireceğine veya bu ikisine birden odaklanmaktadır. Bu tür görüşlerin KYİ’yi yalnızca “Batılı” uluslararası ilişkiler merceğinden yorumlamaları nedeniyle sınırlı olduklarını ileri sürüyoruz. Bu makale, Çinli seçkinlerin söylemsel alan(lar)ında Çin’in Vestfalyen bir ulus devlet ve Konfüçyanizm altında biçimsiz Tianxia olarak nasıl aynı anda var olduğunu, kabul görmek için nasıl mücadele ettiğini ve bunların nasıl birbirleriyle ilişkili olduklarını açıklamak için KYİ’yi bir örnek olay olarak kullanarak Çin’i küresel bütüne yeniden yerleştirmektedir. Sonuç olarak, ülke içerisinde son birkaç on yılda yarattığı ekonomik mucize sebebiyle şu anda Çin’in kendi ‘ahlaki üstünlüğünden’ emin ve öz-algısına dayanan ‘hayırseverliği’ yurt dışına ihraç etmeye hazır durumda olduğunu öne sürüyoruz. Bu bakımdan KYİ’nin, Batısonrası/Çin-sonrası bir bölgeselcilik biçimi öneren, ‘Batılı’ ve Konfüçyüsçü değerlerin bir birleşiminden destek bulan bir okumasını yapıyoruz.
Abstract
Conventional explanations of China’s Belt and Road Initiative (BRI) focus on how the BRI will be in China’s interest, how it will strengthen China’s geopolitical position, or a combination of the two. We argue that such views are limited because they merely interpret the BRI through ‘Western’ IR lenses. This paper ‘re-worlds’ China by using the BRI as a case study to illustrate how in the discursive field(s) of China’s elite, China as a Westphalian nation state, and China as amorphous Tianxia under Confucianism coexist, struggle for recognition, and are interrelated. Consequently, we argue that China, because of the economic miracle it created domestically over the last few decades, is now convinced of its own ‘moral superiority’, and ready to export its self-perceived ‘benevolence’ abroad. In this light, we read the BRI to be undergirded by a combination of ‘Western’ and Confucian values, suggesting a post-Western/post-Chinese form of regionalism.