Dergiler / Turkish Journal of Plastic Surgery / 2016 / Cilt: 24 - Sayı: 3

Sinsi Bir Problem: Submüköz Damak Yarığı ve İlişkili Konuşma Bozukluğunun Tedavisi

A Concealed Problem: Submucous Cleft Palate and Treatment of Related Speech Disturbances

Sayfa
108–112
DOI
—

Özet

Submüköz damak yarığı, dünya genelinde ortalama insidansı yaklaşık olarak 600 canlı doğumdan birinde gözüken damak yarığı patolojilerinin özellikli bir alt grubunu oluşturmaktadır. Calnan tarafından tanımlanan bifid uvula, kas diyastazı (zona pellusida) ve sert damak posteriorunda kemik yapıda çentiklenme klasik triadının dışında submüköz damak yarığının anatomik prezentasyonu çok farklı biçimlerde olabilmektedir. Klasik damak yarığının aksine submüköz damak yarığı olan hastalar rutin değerlendirilmelerinde belli belirsiz anatomik görüntü nedeniyle atlanabilmektedir. Bu hastalar sıklıkla kreş ve okul çağlarında gelişen konuşma bozukluğu, arkadaşlarıyla uyum kurmakta güçlük ve ilgili sosyal problemler nedeniyle yapılan ileri değerlendirme esnasında tanı alabilmektedir. Sınırda olgularda cerrahi tedavi öncesinde konuşma terapisi denenebileceği gibi, cerrahi tedavi gereken olgularda da cerrahi sonrasında mutlaka konuşma terapisi planalanmalıdır. Submüköz damak yarığının tedavisinde farklı cerrahi seçenekler mevcut olup, bunların hepsi de belirli oranda etkili olmasına rağmen, ameliyat zamanlaması değerlendirildiğinde velofarenegeal yetmezlik ve buna bağlı artikülasyon bozuklukları açısından erken onarımın daha olumlu sonuç verdiği ve cerrahi teknik seçiminden çok zamanlama parametresinin daha önemli olduğu söylenebilir. Bununla beraber preoperatif değerlendirmede şiddetli velofarengeal yetmezlik bulguları gözlemlenen hastalarda ön planda daha ilk onarımda farengeal flebin kullanılmasının uygun olacağı kanısındayız

Abstract

Submucous cleft palate is a specialized subgroup of cleft pathologies, with a worldwide incidence of approximately 1 in 600 live births. Besides the classical triad of bifid uvula, muscle diastasis (zona pellucida) and a notch at the posterior hard palate (defined by Calnan), the anatomical presentation of submucous cleft palate may differ. Unlike overt cleft palate, because of the concealed anatomical appearance, submucous cleft pathologies may be ignored during routine evaluations. For cases with a minor deformity, speech therapy may be initiated as the first-line treatment; however, for cases necessitating surgical treatment, speech therapy must be initiated later. There are various surgical options for the treatment of submucous cleft palate. However, when speech results are taken into consideration, the timing of surgery appears to be much more important than the option selected for surgical treatment. In contrast, we believe that for cases with severe velopharyngeal insufficiency, a pharngeal flap must contribute to surgical treatment as the first-line option