Dergiler / Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Dergisi / 2020 / Cilt: 10 - Sayı: 20
MARGARET ATWOOD’UN PENELOPE ROMANINDA MİTYIKIMI VE DİŞİL DİL
- Sayfa
- 23–43
- DOI
- —
Özet
1970’li yıllarda İkinci Dalga Fransız Feminizminin önde gelen isimleri Hélène Cixous,Luce Irigaray ve Julia Kristeva dil çözümlemesi, dişil dil ve dişil yazı yöntemleriyle fallusmerkezli batı düşüncesini yapısöküme uğratmışlardır. Bu düşünürler, felsefi ve edebimetinlerde dişil seslerin ikinci plana atılmasını eleştirmek için dişil yazı ve dişil eleştiri pratiğiniharekete geçirmişlerdir. Bu çalışmada, Margaret Atwood’un Odysseia Destanı’ndan yolaçıkarak yeniden yazdığı Penelope mitinin Jacques Derrida’nın da fikirlerinden yararlanılarakdişil yazı okuması yapılacaktır. Derrida, fallus’un aşkın gösterilen olmasına ve dil hâkimiyetinedifférance (ayıram) ve deconstruction (yapısöküm) kavramları ile karşı çıkar. Geliştirdiği bustratejilerle, ilkini ikincisi üzerinde üstün kılarak kendi “öteki”sini yaratmaya iten ikilikarşıtlıkların yapısını bozarak, bu karşıtlıkların kaynağı olan “sözmerkezcilik” ve “fallusmerkezciliği” düşüncelerini kökten sarsmaya girişir. Bu doğrultuda, “öteki”nin dışlanmasınaizin vermeyecek yeni bir dil yaratmayı hedefleyen Derrida, aynı zamanda kadının “özne”konumuna getirilmesiyle ilgili fikirleriyle de feminist kuram ve metodolojiyi beslemiştir. Postyapısalcı feministler de Derrida ile benzer sorunsal üzerinde dururlar.Hélène Cixous eril dil ile kuşatılmış batı felsefesini yerinden oynatacak bir dişil yazı pratiğigeliştirmiştir. Bu yazı pratiği, erkek ve dişi karşıtlıklarının dil tarafından nasıl üretildiğini,kadının olumsuz ya da tamamlayıcı bir terim haline nasıl geldiğini sorgulamayı amaçlar.Cixous, kadınların, erkeklerin hegemonik sözcüklerle kurdukları dünyanın dışına çıkmak içinkendilerini yazma mücadelesi vermelerini ister. Kadın, eril söylemin ötesine geçebilmek içinkendi vücudunu ve cinselliğini anlatmalıdır. Çalışmanın amacı, Penelope romanınıkadın/erkek, ben/öteki gibi ikili karşıtlıklar, cinsiyet meseleleri ve dişil yazı üzerindenyapısöküm okumasıyla incelemektir. Derrida’nın düşünceleriyle ortaya çıkan ve feministdüşünürler ile değişen ve dönüşen dişil yazının Atwood tarafından nasıl kusursuzca mityıkımında kullanıldığının cevabı aranacaktır.
Abstract
: In the 1970s Hélène Cixous, Luce Irigaray ve Julia Kristeva, the leading names of the Second Wave French Feminism, deconstructed the phallus-centered western thought with the methods of language analysis, feminine language and feminine writing. These philosophers, developed the practice of feminine writing and feminine critique to criticize the negligence of female voices in philosophical and literary texts. In this study, the Penelope myth, rewritten by Margaret Atwood from Odysseia, will be read by using the ideas of Jacques Derrida. Derrida opposes the phallus and language dominance by the concepts of différance and deconstruction. With these strategies, he attempted to shake the ideas of “logocentrism” and “phallocentrism” that are the sources of binary oppositions, pushing the former over the latter to create its own “other”. In this respect, Derrida, aiming to create a new language that will not allow the exclusion of the “other”, raised also feminist theory and methodology with his ideas about woman’s position as a subject. Post-structuralist feminists place the emphasis on a similar problem with Derrida. Hélène Cixous developed a feminine writing practice that would deconstruct western philosophy surrounded by masculine language. This writing practice aims to question how male and female oppositions are produced by language and how woman become a negative or complementary term. Cixous desires that women should struggle to write themselves so that they can go out of the hegomonic world of men. In order to go beyond masculine discourse, a woman must write her own body and sexuality. The aim of the study is to analyze The Penelopiad novel by deconstructing dichotomies such as male/female, self/other, gender issues and feminine writing. It will be answered how Atwood used perfectly the deconstruction of myth in feminine writing that emerged from Derrida’s thoughts and changed and transformed with feminist thinkers.