Dergiler / Turkish Journal of Endocrinology and Metabolism / 2018 / Cilt: 22 - Sayı: 1
Review of Clinical Recommendations on Prolactinoma and Pregnancy
- Sayfa
- 54–56
- DOI
- —
Özet
Prolaktinomalar en sık görülen fonksiyonel hipofiz adenomları olup tüm hipofiz adenomlarının yaklaşık %30-40 kadarını olu- şturmaktadır. Her yaşta görülebilmekle birlikte 20-40 yaşları arasındaki üreme çağındaki kadınlarda daha sık ortaya çıkmaktadırlar. Prolaktinomada klinik tablo prolaktin düzey- lerinin yüksekliği ile ilişkili olup galaktore ve gonadal fonksi- yonlar üzerindeki sekonder etkiler sonucu ortaya çıkmaktadır. Premenapozal kadınlarda hipogonadizm, menstruel siklus bo- zuklukları (oligomenore ya da amenore) ve infertilite (luteal faz defekti ya da anovulasyon) ile prezente olabilmektedir. Hiperprolaktinemi, gebelik olmaksızın gelişen amenore ne- denlerinin yaklaşık %10-20 kadarını oluşturmaktadır. Yüksek serum prolaktin düzeyleri, gonadotropin salgılatıcı hormon düzeylerini baskılayarak luteinizan hormon (LH) ve follikül sti- mulan hormon (FSH) salgısını azaltarak menstruel siklus dü- zensizlikleri ve hipogonadizme neden olduğundan tedavi edilmeyen prolaktinomalı kadınlarda genellikle fertilitede azalma söz konusudur. Bu nedenle prolaktinoma hastalarında tanı, gebelik öncesi fertilite tetkikleri sırasında da konulabil- mekte olup çoğunlukla konsepsiyon öncesinde ortaya çıkmaktadır. Ancak prolaktinomanın doğru tanı ve tedavisi sonrası genellikle ovulasyon ve fertilite düzeldiğinden, pro- laktinoma hastalarının takipleri sırasında gebelik gelişimi de nadir rastlanılan bir durum değildir. Sonuç olarak prolakti- noma tedavisi sırasında araya giren gebeliklerin yönetimleri sırasında bir takım zorluklarla karşılaşılabileceğinden endok- rinolog, jinekolog, radyolog ve tecrübeli bir beyin cerrahisi uzmanı tarafından multidisipliner bir yaklaşımla ele alınmaları önerilmektedir. Bu derlemede mevcut klinik kılavuzlar ve konsensus önerilerinin ışığında prolaktinoma ve gebelik ko- nusundaki güncel yaklaşımlar özetlenmektedir
Abstract
Prolactinomas are the most common hormone-secreting pi- tuitary adenomas. Prolactinomas account for nearly 30–40 percent of all the pituitary adenomas. Although it affects in- dividuals over a wide age range, it is more common in 20– 40-year-old female patients, who are in their reproductive age. Prolactinomas may cause hypogonadism, menstrual cycle dysfunction (oligomenorrhea or amenorrhea) and in- fertility (luteal phase abnormalities or anovulation) in pre- menopausal women. When pregnancy is excluded, hyperprolactinemia in approximately 10 to 20 percent of the patients results in amenorrhea. Women with untreated pro- lactinomas are generally unable to achieve pregnancy, as the hyperprolactinemia affects the pulsatility of go- nadotropin-releasing hormone (GnRH) and diminishes folli- cle-stimulating hormone (FSH) as well as luteinizing hormone (LH) secretion. The sum of these effects induces amenorrhea, infertility, and hypogonadism, thereby posing difficulties in fertility. Therefore, in most women prolactin- oma is diagnosed prior to conception. However, ovulation and fertility usually improve after proper diagnosis and treatment of prolactinoma. Therefore, during the surveil- lance of these patients, the onset of pregnancy is a com- mon phenomenon. Management of these pregnancies may sometimes be challenging and require a multidisciplinary approach involving an endocrinologist, a gynecologist, a ra- diologist and an experienced neurosurgeon in order to achieve the best outcomes both for the patient as well the infant. In this report, the authors aim to summarize the consensus statements and the current guidelines for clinical practice