Dergiler / Toplum ve Bilim / 2011 / Sayı: 122

Neo-liberal mülkiyet ya da “acele kamulaştırma” nedir?

Sayfa
194–236
DOI
—

Özet

Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu'nun 3 Ocak 2008 tarihli kararına göre Efemçukuru (İzmir) köyünde bulunan 35 parsel özel mülkiyete tâbi arazi, köy yakınlarında işletilecek altın madeni için özel bir şirkete tahsis amacıyla "acele kamulaştırılma"ya tâbi kılınmıştır. Bu karar bir istisna değildir, Bakanlar Kurulu 1980'lerden bu yana giderek artan bir oranda "acele kamulaştırma" kararlarına başvurmaktadır. 1980'li yıllarda 6, 1990'lı yıllarda 4, 2000'lerde 105 tane bu yönde karar mevcuttur. 2942 sayılı Kamulaştırma kanununa göre, "acele kamulaştırma", "aceleliğine Bakanlar Kurulu'nca karar alınacak haller"de sözkonusu olmaktadır. Makale, neo-liberal anlayışın "aceleliğine Bakanlar Kurulu'nca karar alınacak haller"i, piyasa aktörlerinin mal ve hizmet arz ve taleplerini rekabetçi bir ortamda gerçekleştiremedikleri, dolayısıyla da piyasada verimli bir değişim ve dağılımın sözkonusu olmadığı haller olarak yorumladığını savlamaktadır. Michel Foucault'nun liberal ve neo-liberal yönetim rasyonaliteleri çerçevesinde yaptığı analizde görüldüğü gibi, yürütme organı olarak Bakanlar Kurulu, bu çerçevede piyasa ve rekabeti sınırsızca genişletmek ve derinleştirmek için, kamulaştırma uygulamalarındaki liberal ilke genel çıkarların ifadesi "kamu yararı"nı neo-liberal ilke rekabetçi piyasanın ifadesi "kamu yararı" ile değiştirerek aracı bir piyasa aktörü haline bürünmektedir. Kamulaştırma ilkesindeki bu radikal dönüşüm, 1970'lerin sonundan bu yana kamu sektörü ve altyapısal kamu yatırımları giderek özelleştikçe yaşadığımız neo-liberal dönüşümün idari hukuk ve uygulamalara yansımasıdır. Bir başka deyişle, liberal mülkiyet anlayışının neo-liberal mülkiyet anlayışına, kamulaştırmanın da piyasalaştırmaya dönüşümünden başka bir şey değildir. Ama "acele kamulaştırma" davalarında da görüldüğü üzere, bu güncel dönüşümün can alıcı noktası özel olarak, genel çıkarlar ile rekabetçi piyasa arasındaki mücadeleye, genel olarak ise, "kamu yararı"nın anlamı üzerine verilen siyasi mücadelelere bağlıdır

Abstract

Türkiye Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’nun 3 Ocak 2008 tarihli kararına göre Efemçukuru (İzmir) köyünde bulunan 35 parsel özel mülkiyete tâbi arazi, köy yakınlarında işletilecek altın madeni için özel bir şirkete tahsis amacıyla “acele kamulaştırılma”ya tâbi kılınmıştır. Bu karar bir istisna değildir, Bakanlar Kurulu 1980’lerden bu yana giderek artan bir oranda “acele kamulaştırma” kararlarına başvurmaktadır. 1980’li yıllarda 6, 1990’lı yıllarda 4, 2000’lerde 105 tane bu yönde karar mevcuttur. 2942 sayılı Kamulaştırma kanununa göre, “acele kamulaştırma”, “aceleliğine Bakanlar Kurulu’nca karar alınacak haller”de sözkonusu olmaktadır. Makale, neo-liberal anlayışın “aceleliğine Bakanlar Kurulu’nca karar alınacak haller”i, piyasa aktörlerinin mal ve hizmet arz ve taleplerini rekabetçi bir ortamda gerçekleştiremedikleri, dolayısıyla da piyasada verimli bir değişim ve dağılımın sözkonusu olmadığı haller olarak yorumladığını savlamaktadır. Michel Foucault’nun liberal ve neo-liberal yönetim rasyonaliteleri çerçevesinde yaptığı analizde görüldüğü gibi, yürütme organı olarak Bakanlar Kurulu, bu çerçevede piyasa ve rekabeti sınırsızca genişletmek ve derinleştirmek için, kamulaştırma uygulamalarındaki liberal ilke genel çıkarların ifadesi “kamu yararı”nı neo-liberal ilke rekabetçi piyasanın ifadesi “kamu yararı” ile değiştirerek aracı bir piyasa aktörü haline bürünmektedir. Kamulaştırma ilkesindeki bu radikal dönüşüm, 1970’lerin sonundan bu yana kamu sektörü ve altyapısal kamu yatırımları giderek özelleştikçe yaşadığımız neo-liberal dönüşümün idari hukuk ve uygulamalara yansımasıdır. Bir başka deyişle, liberal mülkiyet anlayışının neo-liberal mülkiyet anlayışına, kamulaştırmanın da piyasalaştırmaya dönüşümünden başka bir şey değildir. Ama “acele kamulaştırma” davalarında da görüldüğü üzere, bu güncel dönüşümün can alıcı noktası özel olarak, genel çıkarlar ile rekabetçi piyasa arasındaki mücadeleye, genel olarak ise, “kamu yararı”nın anlamı üzerine verilen siyasi mücadelelere bağlıdır