Dergiler / Toplum ve Bilim / 2013 / Sayı: 128
Yerel ayrıcalık iddiaları: Ortadoğu'da kalkınma söylemleri ve failleri
- Dergi
- Toplum ve Bilim
- Sayı
- 2013 · Sayı: 128
- Sayfa
- 262–287
- DOI
- —
Özet
Bu makale, Beyrut ve Kahirenin belli bir elit grubunun ülkelerindeki devlet siyasetine ve içinde yaşadıkları toplumun genel kültürel karakterine dair söylemlerini ve bu söylemlerin kendi toplumsal konumlarını tasvirlerinde oynadığı rolü inceleyecektir. Elitlerin bu temaları dile getiriş biçimleriyle 1990 sonrası ana akım kalkınma söylemleri arasındaki ortaklıklara dikkat çekilmeye çalışılacaktır. Bu toplumsal grubun mensupları bilgi, kültür ve siyaset gibi terimlere yükledikleri anlamlarla, ana akım kalkınma söylemlerini basitleştirerek yeniden üretmekte ve doğrudan gönder- me yapmaksızın, kendi kimliklerini bu söylemler aracılığıyla tanımlamaktadırlar. Bu örtüşmelerde de, kalkınma söylemlerinin daha az dikkat çeken bir kullanım alanı belirginleşmektedir. Azgelişmişlik sorunlarının kaynağı resmî karar alıcı kurumlar ya da belli yeterliliklerden yoksun toplumlar olarak algılandığı ölçüde, diğerlerinin yoksun olduğu niteliklere sahip olma iddiasını taşıyanlar için örtük bir üstün olma durumu ortaya çıkar. Böylece, eğitim altyapıları, sınıf konumları ve uluslararası ağlara ve dillere erişimleri sayesinde, kalkınma söylemlerinin dilini doğallıkla konuşabilen toplumsal gruplar faillik kazanır ve kendilerine ayrı bir kimlik tesis ederler.
Abstract
This article analyzes the discourses of particular elite groups in Beirut and Cairo on state politics and the cultures of their countries and the role these play in their self-representations. It draws attention to the parallels between such themes and post-1990s development discourses. The meanings the groups attribute to terms such as knowledge, culture and politics reproduce mainstream development defi- nitions in a simplified manner. In this shift the knowledge production of devel- opment discourses becomes occluded as intellectual labor, but it also starts performing other roles: uses by these social groups contribute to establishing their own credibility and social distinction. As long as underdevelopment is attributed to public policymaking and societies lacking certain capacities, those who can ar- gue to have what the state and the public lack can make implicit claims to social distinction. In other words, the actors who articulate this particular logic with ease due to their educational backgrounds, class positions and access to international networks, can utilize them to establish their agency and hierarchical positions in the local context.