Dergiler / Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri / 2009 / Cilt: 9 - Sayı: 4
"Avrupalı olmadan önce biz olmalıyız": Yeni öğretim programları ve ders kitapları ışığında Türkiye modernleşmesine dair bir okuma
- Sayfa
- 1659–1690
- DOI
- —
Özet
Günümüzün temel sorunlarından biri, küreselleşmenin ve ulus devlet yapısındaki dönüşümlerin sonucunda farklı grupları ve kimlikleri barışçıl şekilde bir arada tutacak bir toplumsal-siyasal çerçeve ve dil geliştirmenin gerekliliğidir. Bunun için yerel kimlikler ile evrensel olan arasındaki ilişkinin yeniden kurgulanması lazımdır. Bu çerçevede eğitim anahtar bir rol oynayabilir. Bu yazı Türkiye'deki yeni öğretim programlarını ve ders kitaplarını bu sorunsal temelinde ele almakta ve bunları yerel kültür ve Batı'ya bakış ekseninde incelemektedir. Yeni programların Türkiye'yi bilgi toplumuna hazırlamayı ve Avrupa Birliği normlarını yerleştirmeyi amaçladığı söylenmektedir. Ancak programlarda ve ders kitaplarında, modernleşme sürecinin doğurduğu psikolojik-tarihsel arka plan eşliğinde Batı karşısında hala dar ulusalcı/milliyetçi, özcü ve savunmacı bir tavır takınılmaktadır. Batı karşısında geri kalmışlık bilinciyle yazılan ders kitapları, yerel kültürü Batı'ya cevap verebilme kaygısıyla yeniden kurgulamaktadır. Kitaplardaki hakim söylem "aslında çağdaş değerlerin özünün bizde" olduğunu iddia etmekte ve Batı karşısında homojen bir "biz" olgusu tasavvur etmektedir. Batı ile Türkiye arasındaki hiyerarşik ilişkiyi kırmaya çalışan bu söylem aslında Batı karşısındaki eşitsizliği yeniden üretmektedir. Bu yazı Türkiye, Batı ve modernlik ilişkinin yeniden kurgulanması konusunda öğretim programları ve ders kitapları için yeni bir çerçeve önermekte; bu çerçevenin hem Batı'ya hem de yerel kültüre mesafe alınarak çizilmesi gerektiğini ileri sürmektedir.
Abstract
Globalization and transformations in nation-state structures require developing a new social-political language that would allow a peaceful coexistence for various identities and interests. This entails revising the link between local histories and the "universal." Education can play a crucial role for developing this language. This paper examines the new curriculum and textbooks in Turkey on the basis of this problematic. The Ministry of National Education states that the new curriculum aims at preparing Turkey to the information age and the European Union. However, new textbooks still take an apologetic, essentialist, and nationalist stance toward Europe due to the historical-psychological background of Turkish modernity. Textbook authors reconstruct local history in the mirror of the West and imagine a homogenous 'Us' which is presented as the source of modern universal values. This stance is a manifestation of historical desire to break down the perceived hierarchy between Turkey and the West. It, however, reproduces such a hierarchy by placing the West ahead of Turkey along with a linear conception of history. The paper suggests a new frame for curriculum developers and textbook authors to recontextualize the link between Turkey, the West and modernity. This frame needs to be developed by taking a distance from both local experience and the West.