Dergiler / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2014 / Sayı: 25
İslâm felsefesinin klâsik gağında özgürlükçü bir teori: Ebû’l-Berakât El-Bağdâdî’nin kader anlayışı
- Sayı
- 2014 · Sayı: 25
- Sayfa
- 165–193
- DOI
- —
Özet
Dinî bir kavram olarak kader, bilgi, irade ve güç sahibi Tanrı ile yine aynı sıfatlara sahip insanın boyutları müphem ilişkisine bir atıftır. Bir başka deyişle, insanın ne kadar muktedir olduğunun veya kendini ne kadar muktedir gördüğünün inançsal/ düşünsel kökenidir. Ne var ki Tanrı ve insan, hem felsefenin hem dinin temel ilgi alanı olduğundan, insan özgürlüğü konusu sadece dinî sınırlar içerisinde kalmamış; hem dindarın hem düşünürün ilgisini çekmiştir. Kader, İslâm düşüncesi bağla- mında, öncelikle kelâm ilminin bir problemi olmuştur. İslâm felsefesinde özel bir ilgi alanı olmayı ise bu konuda müstakil risaleler yazan İbn Sînâ’ya borçludur. Fakat felsefi anlamda hak ettiği ilgiyi ve kapsamlılığı, ancak Ebû’l-Berakât el- Bağdâdî’nin kaleminde bulabilmiştir. Makalemizde de bu bağımsız filozofunun kader anlayışı incelenecektir. Dinî ve felsefi literatürü uzun yıllar boyunca incele- yen Ebû’l-Berakât, nihai olarak, dayanakları dinî ve felsefi kaynaklarda yer alan özgün bir kader anlayışına ulaşmıştır.
Abstract
Fate, as a religious concept, is a reference to nondimensional relation between God who has knowledge, will, and power and human who has the same attri- butes. In other words, it is a religious/intellectual origin of how capable human beings are or how capable they see themselves are. Because the primary field of interest both in philosophy and religion is God and human, the human freedom did not stay only within the religious limits. In fact, this problem attracted both believers’ and thinkers’ attention. Fate, in the context of Islamic thought, has primarily been a problem in Islamic theology (Kalām). With regards to Islamic philosophy, the problem owes to Avicenna, who committed to paper distinct tre- atises about “al-qadar”, its being a special interest in that field. But the problem has been able to find the relevancy and comprehensiveness it deserves in Abū al-Barakāt al-Baghdādī’s writings. In this article, we will examine the conception of predestination of this independent philosopher. Having examined the religious and philosophical literature for many years, Abū al-Barakāt, ultimately reached a completely authentic understanding of fate whose grounds are located in religious and philosophical sources