Dergiler / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2016 / Sayı: 30
1933'TE NELER OLDU? HEIDEGGER VE MAHDÛMLARI VE PEYAMİ SAFA VE DAHA BAŞKALARI ÜZERİNDEN FELSEFEDE -EK'İN DOĞASINA DAİR BİR TAHLİL
- Sayı
- 2016 · Sayı: 30
- Sayfa
- 233–248
- DOI
- —
Özet
Bu yazıda ilk aşamada, Heidegger'in 1933'te Neler Oldu? adlı söyleşisi üzerinden, Türkiye'deki 1933 tartışılmaktadır: 1933'teki Üniversite reformu, 1933'te görevinden uzaklaştırılan felsefe bölümü hocası Babanzade Ahmed Naim ve 1933 Nazi Almanya'sından kaçarak onun yerine Türkiye'ye gelen neo-pozitivist felsefeci Hans Reichenbach. İkinci aşamada ise, Heidegger'in anılan yazısından hareketle, bazı saptamalar yapılmaktadır: Türkiye'deki felsefecilerin, 1933'e dönük Heideggeryen türden bir hesaplaşma yapılma zarureti vardır. 1933'te, Reichenbach'ın Türkiye'de oluşu, ancak elsefenin -ek'li doğası içinde anlamlı olabilir. Bu ek olmaksızın düşünüldüğünde -ki tarihsel olarak böyle olmuştur- Reichenbach'ın konumu felsefeyi sadece bilime zorlayan bir şiddeti temsil eder. 1933'e kadar, Türkçe felsefe bir şekilde, edebiyat, edebiyatın iç içe olduğu tasavvuf, metafizik ve ilim üzerinden kendi yolunda ilerlemekte idi. 1933'e gelindiğinde, Reichenbach üzerinden edebiyat, edebiyatın iç içe olduğu tasavvuf ve metafizik Türkçe felsefeden elenmiştir. Bugünden bakıldığında, kopan bağların, yıkılan köprülerin yeniden kurulması gerekmektedir. Son olarak, işaret edilen bu hususlar Peyami Safa ve Heidegger ilişkileri üzerinden örneklendirilmeye çalışılmıştır
Abstract
In this article, we discussed the philosophical situation in Tukey in 1933 through Der Spiegel's interview with Martin Heidegger ("Only a God Can Save Us"): University Reform, Babanzade Ahmed Naim's dissolution from the philosophy department and H. Reichenbach's coming to Istanbul instead of him. In this regard, 1933 was not an ordinary date. Displacement between Reichenbach and Babanzade is very crucial event for to understand the nature of philosophy in Republic. After this period, there are no supplements in Turkish philosophy, like metaphysics, literature and mystical element. This paper suggests that it is necessary to make a Heideggerien payoff in Turkish philosophical academy. That is, it must be supplied again the essential elements of philosophy to itself (metaphysics, literature and mystical element)