Dergiler / Kutadgubilig: Felsefe Bilim Araştırmaları / 2008 / Sayı: 14
Kant: Kötülük, Ahlaki Toplum ve Tanrı'nın Varlığı Meselesi
- Sayı
- 2008 · Sayı: 14
- Sayfa
- 13–31
- DOI
- —
Özet
Kant bir problem düşünürü değil, bir sistem filozofudur. Kant'm son dönem felsefesi onun din ve Tanrı tasavvurunun anlaşılmasında büyük önemi haizdir. Bu makalede, Kant'm son dönem felsefesi, özelikle, Ycılın Aklın Sınırları İçinde Din adlı eseri ele alınmaktadır. Bu eser şunu göstermektedir ki Kant, pür rasyonalist bir filozof olarak tarihsel vahyi inkâr etmez; aksine o, aklı dâhili bir vahiy kabul eder ve tarihsel vahyi/Hıristiyanlığı aklın diline tercüme etmeye çalışır. O, bunu yaparken Hıristiyanlığın temel kavramlarını ahlakın rehberliğinde yorumlar ve akıl ile tarihsel vahiy arasında uyum, hatta birliğin olduğunu ileri sürer. Aslî günah meselesi, Kant'ın yorum faaliyetinin en önemli konuları arasında yer alır. O Hıristiyanlıktaki aslî günah doktrinin felsefi karşılığı olarak köklü kötülük kavramını ortaya koyar. Kant'a göre, insan, geleneksel Hıristiyanlıkta farz edildiği gibi doğuştan kötü değildir; kötülük sosyal ilişkiler içinde etkin hale gelen bir eğilimdir. Kötülüğün kaynağı toplumsal olduğu için kötülüğe karşı verilecek mücadelenin de toplumsal olması gerekir. Kant'ın Tanrı Krallığı veya Gayeler Krallığı olarak da adlandırdığı ahlaki toplumun kurulabilmesi için insanların çabası gerekli olmakla birlikte yeterli değildir. Bir kral olmadan krallık olmaz; Tanrı krallığın başıdır. Ahlaki toplumda dâhili yasalar önemli olduğu için, burada insanın kalbini bilen yüce bir yasa koyucunun bulunması gerekir. "îşte bu, dünyanın ahlaki yöneticisi olarak Tanıi kavramıdır." Sonuç olarak, bu makale, Kant'ın kötülük ve ahlaki toplum hakkındaki görüşlerini inceledikten sonra, şunu iddia etmektedir ki Kant Tanrı'nın varlığının ispatlamasında sadece ahlaki değil aynı zamanda dini bir delili de savunmaktadır.
Abstract
Kant is not a problem thinker, he is a system philosopher. To understand Kant's views on God and religion, his later philosophy has a great importance. This paper deals with Kant's later philosophy, especially his book Religion Within The Bounds of Bare Reason. This book shows that Kant, as a pure rationalist philosopher, does not reject the historical revelation, but regards reason as an inward revelation and tries to translate the historical revelation/Christianity into the language of reason. In so doing he interprets the main concepts of Christianity under the guidance of morality and claims that there is a compability, even a unity between reason and historical revelation. Among the most important topics of Kant's activity of interpretation is the issue of original sin. He presents the notion of radical evil as a philosophical counterpart to the Christian doctrine of original sin. According to Kant human being is not evil in born as it was supposed in the traditional Christianity. For him, evil is a predisposition which becomes efficient in social relations. Due to the source of evil is social, it is needed a social union to struggle against evil. The individualistic endeavour is necessary but not sufficient to establish an ethical community which Kant calls also the kingdom of ends or the kingdom of God. Without a king there can not be a kingdom; God is the head of the kingdom. "Hence an ethical community is conceivable only as people under divine laws." What is important in the ethical society is the inner laws, so there must be a supreme lawgiver who knows the heart. "But this is the concept of God as a moral ruler of the world." In conclusion, having considered Kant's views on evil and ethical society this paper argues that Kant does not only holds a moral argument to prove the existence of God but also a religious one.