Dergiler / Kulak Burun Boğaz İhtisas Dergisi / 2001 / Cilt: 8 - Sayı: 1
Larenksin verrüköz karsinomu
- Sayfa
- 43–46
- DOI
- —
Özet
Amaç: Larenjeal tümörlerden verrüköz karsinomun klinik seyrini ve tedavisini değerlendirdik. Hastalar ve Yöntemler: Çalışmaya larenjeal verrüköz karsinom tanısı ile tedavi edilen 21 hasta (20 erkek, 1 kadın; ort. yaş 64; yaş dağılımı 46-93) alındı. Hastaların çoğunluğuna ilk tedavi seçeneği olarak cerrahi tedavi (n=18), iki hastaya primer radyoterapi, bir hastaya da kombine (cerrahi/radyoterapi) uygulandı. Hastalar ortalama 35 ay (dağılım 6-82 ay) süreyle takip edildi. Bulgular: Hiçbir hastada anaplastik transformasyon gözlenmedi. Lokal kontrolde, primer radyoterapi ve kombine tedavi ile tam başarı elde edildi. Primer cerrahi ile tedavi edilen bir hastada ameliyat sonrası 12. ayda lokal tekrarlayan hastalık gözlendi. Sonuç: Verrüköz karsinomun tedavisinde kabul edilebilir sınırlarda morbidite sözkonusuysa cerrahi tedavinin seçilmesi gerektiğini, radyoterapi kararı verilmesinde anaplastik transformasyon olasılığının çok etkili olmaması gerektiğini düşünüyoruz.
Abstract
Objectives: We evaluated the clinical course and treatment of verrucous carcinoma of the larynx. Patients and Methods: The study included 21 patients (20 males, 1 female; mean age 64 years; age range 46-93 years) with histologically confirmed verrucous carcinoma of the larynx. The most common primary treatment modality was surgery (n=18). Two patients were treated with radiotherapy and one patient with combined therapy (surgery/irradation). Mean follow-up was 35 months (range 6-82 months). Results: Anaplastic transformation did not occur in any of the patients. Local control was achieved in all patients treated with radiotherapy or combined therapy. Of patients treated with surgery alone, one patient developed local recurrence 12 months after surgery. Conclusion: We concluded that surgery should be the first choice of treatment in verrucous carcinoma provided that the procedure would result in an acceptable morbidity and that a decision for radiotherapy may not be influenced by the likelihood of anaplastic transformation.