Dergiler / Kulak Burun Boğaz İhtisas Dergisi / 2002 / Cilt: 9 - Sayı: 6
Larenks kanserlerinde DNA ploidinin prognostik önemi
- Sayfa
- 414–423
- DOI
- —
Özet
Amaç: Yassı epitel hücreli larenks kanseri olan olgularda DNA ploidinin, tümöre ait özellikler ve histopatolojik parametreler ile ilişkisi ve prognoz üzerine etkisi araştırıldı. Hastalar ve Yöntemler: Çalışmada yassı epitel hücreli kanser nedeniyle tedavi edilip izlenen 44 olgunun cerrahi kesitleri incelendi. Parafin bloklardan elde edilen nükleus süspansiyonlarında görüntü analizi tekniği ile DNA ploidi araştırması yapıldı. DNA ploidinin tümör yerleşimi, evre, diferansiasyon, keratinizasyon, invazyon derinliği, lenfosit infiltrasyonu, perinöral invazyon, infiltrasyon türü, tümör nekrozu, beş yıllık sağkalım ve yaşam süresi ile ilişkisi değerlendirildi. Bulgular: Olguların %65.9'unda anaploidi, %34.1'inde diploidi belirlendi. Tümör evresi, yerleşimi, diferansiasyon, keratinizasyon, invazyon derinliği, invazyon türü, lenfosit infiltrasyonu, tümör nekrozu, perinöral invazyon ve lenf nodu tutulumu ile DNA ploidi arasında anlamlı ilişki görülmedi (p>0.05). Diploid tümörlerde beş yıllık sağkalım (p=0.048) ve genel sağkalım (log rank=4.40; p=0.036) oranları anaploid tümörlere göre anlamlı düzeyde yüksek bulundu. Perinöral invazyon varlığı (p=0.004) ve invazyon derinliğinin 9 mm'nin üzerinde olması (p=0.045) beş yıllık sağkalımı anlamlı düzeyde düşüren diğer faktörler olarak değerlendirildi. Cox regresyon analizi sonucunda DNA ploidi (p=0.042) ve perinöral invazyonun (p=0.009) sağkalımı etkileyen bağımsız prognostik faktörler oldukları görüldü. Sonuç: Anaploidi varlığı, yassı epitel hücreli larenks kanserli olgularda prognozu olumsuz etkilemektedir.
Abstract
Objectives: We assessed the relationship between DNA ploidy and histopathologic parameters and its effect on prognosis in patients with squamous cell carcinoma of the larynx. Patients and Methods: Surgical sections of 44 patients who were treated for squamous cell carcinoma of the larynx were studied. Image cytometry measurements were performed on nuclear suspensions derived from paraffin-embedded sections to determine DNA ploidy patterns. We investigated the relationship between the DNA ploidy status and localization, stage, differentiation, keratinization, depth of tumoral invasion, lymphocytic infiltration, perineural invasion, infiltration pattern, necrosis, and 5-year and overall survival rates. Results: Aneuploidy and diploidy were diagnosed in 65.9% and 34.1%, respectively. No significant relationships were found between DNA ploidy and stage, localization, differentiation, keratinization, depth of invasion, infiltration pattern, lymphocytic infiltration, necrosis, perineural invasion, and lymph node metastasis (p>0.05). The five-year (p=0.048) and over-all (log rank=4.40; p=0.036) survival rates were significantly higher in diploid tumours. The presence of perineural invasion (p=0.004) and depth of the invasion exceeding 9 millimeters (p=0.045) were significant factors adversely influencing the five-year survival rate. The multivariate Cox regression analysis showed that the DNA ploidy status (p=0.042) and the presence of perineural invasion (p=0.009) were independent prognostic variables related to decreased survival. Conclusion: Aneuploidy has an adverse effect on the prognosis in squamous cell carcinoma of the larynx.