Dergiler / Mikrobiyoloji Bülteni / 2021 / Cilt: 55 - Sayı: 1
Nadir Etken Bir Maya: Üçüncü Basamak Üniversite Hastanesinde İzlenen Rhodotorula mucilaginosa Enfeksiyonu Olguları
- Sayfa
- 91–98
- DOI
- —
Özet
Rhodotorula türleri çevrede yaygın olarak bulunan ancak insanlarda enfeksiyon etkeni olarak sıkkarşılaşılmayan maya mantarlarıdır. Rhodotorula mucilaginosa, Rhodotorula glutinis ve Rhodotorula minutainsanlarda hastalık oluşturan türlerdir. Mukozalardan izolasyonu gerçek enfeksiyon varlığı açısından şüpheuyandırsa da giderek artan sayıdaki invaziv işlemler, immünsupresif ilaçlar ve hastalıkların insanda yarattığıimmün sistem yetersizlikleri nedeni ile günlük pratikte daha fazla karşılaşılmaktadır. Bu olgu raporunda,üçüncü basamak üniversite hastanesinde 2000-2018 yılları arasında çeşitli klinik örneklerden izole edilenR.mucilaginosa üremeleri sunulmuştur. İlk olgu, ağır immünsupresyona neden olan akut lösemisi, kronikakciğer hastalığı, hipertansiyonu ve konjestif kalp yetmezliği olan 82 yaşında bir erkektir. Geniş spektrumluantibiyotik kullanımı, immünsupresif tedavi öyküsü, juguler kateter varlığı bu hastadaki risk faktörleridir. Hastaidrar kültüründe üreyen Candida albicans için flukonazol tedavisi alırken kan kültüründen R.mucilaginosaizole edilmiş ve hasta tedavi başlanamadan kaybedilmiştir. İkinci olgu doğumsal kalp hastalığı bulunan 34yaşında bir kadın hastadır. Hastanın intrakardiyak defibrilatör yerinde akıntı gözlenmiş, çıkarılarak geçicipil takılmış ve uzun süre geniş spektrumlu antibiyotik kullanmıştır. Kan kültüründe maya mantarı üremesibildirildiğinde kaspofungin tedavisi başlanmıştır. Tanımlama R.mucilaginosa olarak raporlandığında tedaviamfoterisin B lipid kompleks olarak değiştirilmiş; ancak hasta 12 saat sonra kaybedilmiştir. Üçüncü olguserebrovasküler olay nedeniyle yoğun bakıma kabul edilen, hipertansiyon, demans, diyabetes mellitusve romatoid artriti olan 70 yaşında bir kadındır. Farklı immünsupresif tedaviler almış ve invaziv işlemleruygulanmıştır. Hastanın kateterden alınan kan kültüründen R.mucilaginosa izole edilmiş, periferik vendenalınan kan kültüründe üreme olmamıştır. Ampirik olarak anidulafungin başlanmış, mayanın tanımlamasonucuna göre amfoterisin B lipid kompleks tedavisine geçilmiştir. Hasta antifungal tedavi kesildikten 10gün sonra farklı nedenlerden kaybedilmiştir. Son olgumuz ise metastatik over kanseri ve sekonder asitiolan 55 yaşında bir kadındır. Geniş spektrumlu çoklu antibiyotik kullanılmış ve invaziv işlemler yapılmıştır.Üriner kateteri bulunan hastanın idrarından R.mucilaginosa ve C.albicans izole edilmiştir. Üriner kateter değiştirildikten sonra alınan idrar kültüründe üreme saptanmamıştır. Bu nedenle üremeler kolonizasyonolarak değerlendirilmiş, invaziv enfeksiyon riskinin yüksek olması nedeniyle C.albicans için flukonazolverilmiştir. Hasta farklı nedenlerden kaybedilmiştir. Tedavi yöntemlerinin gelişmesi ve çeşitlenmesi, dahaönce gözlenmeyen bazı fırsatçı enfeksiyon etkenlerinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Rhodotorulatürleri de yıllar içerisinde sıklığı artan nadir etkenlerdendir. Girişimsel uygulamalar yapılan ve uzun süreliimmünsupresyonu olan hastalarda ekinokandin ve/veya flukonazol tedavisi verildiğinde klinik yanıtalınamazsa Rhodotorula türleri enfeksiyon etkeni olarak akla gelmelidir. Nadir görülen bu maya mantarınaait klinik tablolar, tedavi yanıtları, hastaların izlemi ve tedavi sonuçları hakkında veriler hala sınırlıdır. Buolgu serisi, R.mucilaginosa enfeksiyonu/kolonizasyonu ile ilgili risk faktörlerine, hastaların klinik özelliklerine,izlem sonuçlarına ve tedavi seçeneklerine dikkat çekmek ve literatüre katkı sağlamak amacıyla sunulmuştur.
Abstract
Rhodotorula species are yeasts that are common in the environment,but are not frequently encountered as an infectious agent in humans. Rhodotorula mucilaginosa, Rhodotorula glutinis and Rhodotorula minuta are the species that cause disease in humans. Although its isolation from mucosa is doubtful in terms of the presence of true infection, it is more frequently encountered in daily practice due to the increasing number of invasive procedures, immune system deficiencies caused by immunosuppressive drugs and diseases. R.mucilaginosa growth isolated from various clinical samples between 2000 and 2018 in a tertiary university hospital was presented in this case report. The first case was an 82-year-old man with chronic lung disease, hypertension, congestive heart failure and acute leukemia causing severe immunosuppression. Use of broad spectrum antibiotics, history of immunosuppressive therapy, presence of jugular catheter were the risk factors in this patient. R.mucilaginosa was isolated from blood culture while the patient was receiving fluconazole treatment for Candida albicans grown in urine culture and the patient died before starting the treatment. The second case was a 34-year-old female patient with congenital heart disease. Discharge was observed at the intracardiac defibrillator site of the patient, a temporary pacemaker was inserted, and she used broad spectrum antibiotics for a long time. When the yeast growth was reported in the blood culture, caspofungin treatment was initiated. Although the treatment was switched to amphotericin B lipid complex after the culture result was reported as R.mucilaginosa, the patient died after 12 hours. The third case was a 70-year-old woman with hypertension, dementia, diabetes mellitus and rheumatoid arthritis admitted to the intensive care unit due to cerebrovascular accident. She received different immunosuppressive treatments and had invasive procedures. R.mucilaginosa was isolated from the blood culture taken from the patient’s catheter, and there was no growth in the blood culture obtained from the peripheral vein. Anidulafungin was started empirically, which was changed to amphotericin B lipid complex after the identification of the yeast. The patient died for various reasons 10 days after the antifungal treatment was stopped. Our last case was a 55-year-old woman with metastatic ovarian cancer and secondary ascites. Broad-spectrum multiple antibiotics were used and invasive procedures were performed. R.mucilaginosa and C.albicans were isolated from the urine of the patient who had a urinary catheter. No growth was detected from urine after changing the urinary catheter. Therefore, growths were evaluated as colonization, and fluconazole was administered for C.albicans due to the high risk of invasive infection. The patient was lost for different reasons. The development and diversity of the treatment methods lead to the emergence of some opportunistic infectious agents that were not observed previously. Rhodotorula species are one of the rare agents that have increased over the years. Rhodotorula species should be considered as the cause of an infection if no clinical response is obtained after echinocandin and/or fluconazole treatment in patients with long-term immunosuppression and invasive procedures. Data on clinical pictures, treatment responses, follow-up and treatment results of this rare yeast are still limited. This case series was presented to draw attention to the risk factors related to R.mucilaginosa infection/colonization, clinical characteristics of the patients, follow-up results and treatment options and to contribute to the literature.