Dergiler / Suç ve Ceza / 2019 / Cilt: 11 - Sayı: 1
İLETİŞİMİN TESPİTİ VE KAYDA ALINMASINDA ANKESÖRLÜ TELEFONLA YAPILAN ARAMALAR SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜNE ÜYELİK SUÇUNA DELİL OLABİLİR Mİ?
- Dergi
- Suç ve Ceza
- Sayfa
- 153–168
- DOI
- —
Özet
Yazımızda kamuoyuna “Ankesörlü Telefon Soruşturması” olarak yansıyan soruşturmalarda, tutuklama sebebi olarak gösterilen HTS kayıtlarının delil niteliği incelenecektir. Terör Örgütü üyeliğinden işlem yapılan bazı kişilerin gizlilik sağlamak için ankesörlü telefon kullandıklarını söylemeleri üzerine soruşturma başlatılmış ve bu telefonlardan aranan TSK personeli hakkında örgütsel ilişki ve iletişim içinde oldukları iddiasıyla tutuklama tedbiri uygulanmıştır. Silahlı terör örgütü üyeliği her ne kadar CMK’nın 100. maddesinde sayılan katalog suçlardan olsa da, tutuklama kararı verilebilmesi için kuvvetli suç şüphesinin de bulunması gerekir. Soruşturma dosyalarına bakıldığında delil olarak yalnızca şüphelinin örgüt imamlarının kullandığı iddia edilen ankesörlü telefondan aranmış olmaları gösterilmiştir. Kişinin yalnızca ankesörlü bir telefondan arandığını gösteren HTS kayıtlarının kuvvetli şüphe oluşturacak nitelikte olduğunu söylemek öğreti ve Yargıtay içtihatlarına bakıldığında olanaksız ve hukukun himaye edeceği bir yaklaşım olamaz. Yargıtay içtihatlarına göre HTS kayıtları yardımcı delil niteliğindedir ve tek başına mahkûmiyet için yeterli değildir. Ayrıca kişinin örgüt üyesi ile iletişimde olması da kişinin örgüt üyesi olduğunu, örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiğini kanıtlar nitelikte ve yeterlikte değildir. ceza hukukunun temel ilkelerinden biri “Şüphede sanık yararlanır” ilkesidir. HTS kayıtlarına dayanarak tutuklama kararı verilmesi hele ki bu kayıtların mahkûmiyete dayanak olması bu ilkeye ve hukuka aykırılık teşkil edecektir