Dergiler / Veteriner Cerrahi Dergisi / 2004 / Cilt: 10 - Sayı: 1
Kısırlaştırılmış dişi köpeklerde üriner inkontinens probleminin "Colposuspension" tekniği ile sağaltımı: 9 olgu (2002-2003)
- Sayfa
- 38–42
- DOI
- —
Özet
Bu çalışmada, özellikle kısırlaştırılmış dişi köpeklerde görülen üriner inkontinens probleminin sağaltımında, alt idrar yolunun kraniale taşınmasıyla intrabdominal basıncın tekrar idrar kesesi boynuna ve proksimal üretra üzerine aktarılmasını sağlayan "Colposuspension" tekniğinin etkinliğinin incelenmesi amaçlandı. Çalışma materyalini aralıklı üriner inkontinens şikayeti ile kliniğimize getirilen değişik yaş ve ırkta 9 kısırlaştırılmış dişi köpek oluşturdu. Olgulara üriner inkontinens probleminin sağaltımı için colposuspension uygulandı ve olgular aylık telefon görüşmeleri ile takip edildi. Tüm olgularda colposuspension tekniğinin uygulamasını takiben üriner inkontinens probleminin ortadan, kalktığı saptandı. Ancak, l numaralı olguda postoperatif 13. ayda ve 4 numaralı olguda postoperatif' 11.ayda üriner inkontinensin tekrar ettiği gözlendi, l numaralı olguya tekrar colposuspension uygulanırken, 4 numaralı olguda phenypropanolamine HC1 sağaltımına başlandı. Çalışma sonucunda kısırlaştırılmış dişi köpeklerin üriner inkontinens probleminin sağaltımında colposuspension tekniğinin olumlu sonuç verdiği ancak olguların uzun süreli takibinin gerekliliği ve colposuspension'm etkinliğinin zamanla azalmasına bağlı olarak sağaltımın phenylpro-panolamine HCl uygulamaları ile desteklenmesinin gerekebileceği saptanmıştır.
Abstract
The aim of this study is to evaluate the effect of colposuspension technique for the treatment of urinary incontinence problem in neutered bitches. Surgical cranial traction techniques like colposuspension provides enough intra-abdominal pressure on bladder neck to maintain urine storage with cranial repositioning of lower urinary tract. Colposuspension was performed in 9 neutered bitches in different breeds and ages, which was presented to our clinic with intermitant urinary incontinence problem. All cases became continent postoperatively, and monitored closely with monthly phone calls. Recurrent urinary incontinence was observed in case number 1 in postoperative 13th month, and in case number 4 in postoperative 11th month. In case number 1 colposuspension was performed again, and phenylpropanolamine HC1 treatment was started in case number 4. In this study, improvement in urinary control was achieved with colposuspension technique in all cases, but long term evaluation of the cases, and phenypropanolamine HC1 addition to the treatment in order to have the best urinary control was found necessary due to the loss of effectiveness of cranial traction of lower urinary tract.