Dergiler / Viral Hepatitis Journal / 2013 / Cilt: 19 - Sayı: 1

Erzurum'da Kan Donörlerinde Anti-HEV Seroprevalansı

Anti-HEV Seroprevalence in Blood Donors in Erzurum

Sayfa
23–26
DOI
—

Özet

Amaç: Hepatit E virusu (HEV), endemik bölgelerde fekal-oral geçiş gösteren Akut Viral Hepatite neden olan etkenlerden biridir. Özellikle endemik olmayan bölgelerde Hepatit E’nin zoonotik geçişi gıda güvenliği ve zoonoz riski nedeniyle önemli bir halk sağlığı problemi olarak endişe uyandırmaktadır. Ülkemizde yapılan çeşitli çalışmalarda HEV seroprevalansının yaklaşık %6 civarında olduğu görülmektedir. Kan donörlerinde HEV seropozitifliğini saptamak ve seropozitifliğin yaş ve cinsiyet ile ilişkisini belirlemek amacıyla bu çalışma yapıldı. Gereç ve Yöntemler: Kan donörleri arasından randomize olarak seçilen 248 kişi çalışma kapsamına alındı. Alınan serum örneklerinde ELISA yöntemi kullanılarak Anti-HEV IgG pozitifliği araştırıldı. Bulgular: Donörlerin 10’unda (%4,0) HEV seropozitifliği saptandı. Yaş grupları ve cinsiyet arasında seropozitiflik bakımından anlamlı derecede farklılık gözlenmedi. Sonuç: Bu sonuçlara göre Erzurum’da HEV seroprevalansının Türkiye ortalamalarına göre daha düşük olduğu görülmüştür. Özellikle hayvancılıkla uğraşın yoğun olduğu bölgemizde zoonotik bulaş, göz ardı edilmemesi gereken bir noktadır. Bu risk gruplarında HEV seroprevalansının araştırılacağı geniş kapsamlı çalışmalar konunun önemini ortaya koyması bakımından faydalı olacaktır.

Abstract

Objective: Hepatitis E virus (HEV) is responsible for fecal-oral transmitted human acute hepatitis in endemic regions. Especially in non-endemic region, zoonotic transmission of hepatitis E raises an important public health concern over food safety and zoonotic risk. Previous seroprevalence studies have reported average rates of HEV seroprevalence about 6% in Turkey. This study was performed to determine hepatitis E virus seropositivity in blood donors and relation of seropositivity between age groups and sexes. Materials and Methods:A total of 248 blood donors were randomly selected and included the study. Anti-HEV IgG seropositivities were determined by ELISA. Results: HEV seropositivity was found in 10 (4.0%) of the donors. There were no significant differences among age groups and sexes. Conclusion: According to the results, HEV seroprevalence in Erzurum was found lower than the average seroprevalence of Turkey. The point that should not be ignored that, populations dealing with stockbreeding are at risk for zoonotic transmission. An extended seroepidemiological study on these populations with a detailed questionnaire may contribute to the identification of zoonotic risk factors.