Dergiler / Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology / 2003 / Cilt: 29 - Sayı: 2

Penil renkli Doppler ultrasonografi sonrası priapizm gelişimi Doppler bulguları ile öngörülebilir mi?

Is priapism after penil color Doppler ultrasonography predict with Doppler findings?

Sayfa
171–174
DOI
—

Özet

Bu çalışmanın amacı, erektil disfonksiyon (ED)'lu hastalarda intrakavernöz (IC) papaverin ile penil renkli Doppler ultrasonografi (PDU) uygulamasında, test sırasında kayıt edilen Doppler bulguları ile teste bağlı priapizm gelişiminin tahmin edilebilirliğini araştırmaktır. ED yakınması ile gelen ve rutin incelemeleri takiben vaskuler sistemin değerlendirilmesi için PDU planlanan hastalar çalışmaya alındı. Spontan priapizm nedeni olabilecek patolojileri olan hastalar ve IC papaverin enjeksiyonu öncesi akımın görüntülenemediği hastalar çalışmadan çıkarıldı. Test dozu olarak 60 mg papaverin kullanıldı. 4-6 saati geçen uzamış ereksiyonlar priapizm olarak kabul edildi. Protokole uygun, 50 hastaya ait veriler değerlendirildi. Priapizm gelişmeyen hastalar GI, gelişenler GÏÏ olarak gruplandınldı. istatistikte Mann-Whitney U testi kullanıldı.GF de 43 (%86), GIF de ise 7 (%14) hasta vardı. GI ve GII arasındaki farklar, yaş ortalamaları için istatistiksel olarak anlamsız, seksüel skorlamalarda ise anlamlıydı. Papaverin öncesi ortalama maksimal sistolik akım hızı (PSV), papaverin sonrası 10. dakikada ortalama PSV, papaverin sonrası ortalama diastol sonu akım hızı (EDV) ve papaverin sonrası ortalama rezistans indeks (Rİ) değerleri sırasıyla GI için 18.17±6.76, 51.28116.73, 5.05±3.58, 0.86±0.10 ve GÏÏ için 18.00±2.73, 65.07±6.91, 0.00±0.00, 1.00±0.0 olarak bulundu. İki grubun Doppler parametreleri arasındaki farklar papaverin öncesinde anlamsız iken papaverin sonrasında anlamlıydı. Priapizm, önlenebilen veya tedavi edilebilen, aksine ihmal edildiğinde ciddi sorunlara yol açabilen acil bir ürolojik patolojidir. IC vazoaktif ajanlarla farmakotest veya famakoterapi uygulamalarından sonra gönüme sıklığı artmıştır. IC Papaverin öncesi PSV sonuçlarında gruplar arasında fark yok iken papaverin sonrası PSV, EDV ve Rİ sonuçlarında iki grup arasında anlamlı farklar bulundu. Papaverinin IC enjeksiyonu öncesi sonuçlarla priapizm gelişimi için bir öngörüde bulunulamadı. Papaverin enjeksiyonu sonrası vasküler patoloji belirlenemeyen, EDV'si sıfır ve Rİ'i bir olan hastalar, priapizm gelişimine eğilimi olan hastalardır ve daha sıkı izlenmelidirler.

Abstract

Introduction: After Virag first described the papaverine test in 1982 to induce erection for etiologic differentiation, many vasoactive agents have been widely used for diagnostic and therapeutic purposes. Then intracavernousal vasoactive agent injection was combinated with penil color Doppler ultrasonography (PDU) for enhancing diagnostic power. Iliac arteriography and cavernosometry-cavernosography have been accepted as gold standart tests for evaluation of penil hemodynamics. PDU with injection of a vasoactive agent, as a noninvazive procedure, has been the best reliable test for assessment of vascular erectile dysfunction (ED) by approximately 90% concordance with gold standard tests. The most important complication of PDU is priapismus secondary to using vazoactive agents. We purposed to investigate whether test findings of PDU with papaverine can predict the probability of priapism after PDU in patients with ED. Material and Methods: The patients with ED planned to be examined with papaverine induced PDU following routine evaluation were included into the study. Patients with additional pathologies for possible causes of spontaneous priapism and whose cavernous arterial flow could not be visualized before IC papaverine injection were excluded from the study. Sixty mg papaverine HC1 was used as the test dose. Prolonged penile erection for longer than 4-6 hours was considered as priapism. The findings of 50 patients eligible to the protocol were evaluated. The patients with no priapism were categorized as GI and those experiencing priapism as GIL Mann-Whitney U test was used in statistical analysis. Results: There were 43 (86%) patients in GI, 7 (14%) in GH. The mean age values were not significantly different, while mean sexual scores were significant between the groups/ Mean peak systole velocity (PSV) before IC papaverine, PSV, end-diastolic velocity (EDV) and resistant index (RI) after IC papaverine were 18.17±6.76, 51.28±16.73, 5.05±3.58, 0.86±0.10 and 18.00±2.73,65.07±6.91, 0.00±0.00, 1.00±0.0 for GI and GH, respectively. While Doppler parameters before papaverine injection were insignificant, those after injections were different between the groups. Conclusion: Priapism, which is a preventable or treatable urgent urologic pathology, may lead to serious outcomes when omitted. The incidence of priapism has increased significantly after pharmacotest or pharmacotherapy practice with IC vasoactive agents. While there was not significant difference in PSV values between two groups before IC papaverine, the results of PSV, EDV and RI were significantly different in both groups after IC papaverine. Thus Doppler parameter measured before IC papaverine injection has no use in the prediction of priapism. However, we found that the patients with doppler findings as normal arterial flows, no end-diastolic flow and with RI equal to 1 have a tendency for priapism and should be closely followed after IC papaverine injections.

Anahtar kelimeler: Papaverin,İmpotans,Ultrasonografi, doppler, renkli,Priapizm