Dergiler / Türk Üroloji Dergisi/Turkish Journal of Urology / 2005 / Cilt: 31 - Sayı: 4
Kalp pili olan hastalarda elektrokoter seçimi
- Sayfa
- 580–584
- DOI
- —
Özet
Kalp pilleri (KP) kalbin doğal iletim sistemindeki cerrahi yada medikal hastalıklara bağlı meydana gelecek yetersizliklerinde kalp hızının devamının sağlanması için kullanılmaktadırlar. Elektrokoter cerrahi sırasında hemostazın sağlanması amacı ile yaygın olarak kullanılmaktadır ve cerrahi girişim sırasında elektrokoter kullanımı KP olan hastalarda aritmi ve ölüme kadar gidebilen istenmeyen yan etkilere yol açabilir. Üroloji pratiğinde bu konuda oldukça sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır ve bu çalışmalarında çoğu olgu sunumları şeklindedir. Biz burada transüretral prostat rezeksiyonu ile penil protez implantasyonu operasyonları geçiren ve KP olan 5 (Dört hasta benin prostat hiperplazisi (BPH), 1 hasta erektil disfonksiyon) hasta ile ilgili tecrübelerimizi sunuyoruz. Hastalar operasyon öncesi hikaye, fizik muayene, rutin hematolojik ve biyokimyasal tetkikler, serum PSA (prostat spesifik antijen) düzeyleri ve üriner ultrasonografi ile değerlendirildiler. Hastalar ayrıca ameliyat öncesi dönemde anesteziyoloji ve kardiyoloji bölümlerinde değerlendirildiler. Hastaların ortalama yaşı 63.8 (52-71) yıl iken ortalama KP'lerinin hastalarda bulunma süresi 2.1(1.3-3) yıl olarak saptandı. Operasyonlar sırasında istenmeyen cerrahi bir yan etki gelişmedi. KP olan BPH tanılı dört hastanın ikisinde kendi doğal kalp ritimleri görülerek KP inhibe edildi. Bu hastalar içinde 1 hastada KP operasyon öncesi inhibe edilmesine rağmen kardiyak aritmi gelişti. Bu dört hastanın ikisinde monopolar kullanılırken BPH tanılı diğer 2 hasta ile birlikte penil protez implantasyonu yapılan hastada operasyon sırasında bipolar koter kullanıldı. Erektil disfonksiyon ve BPH tanısı olan 4 hastada istenmeyen yan etki gelişmedi. Biz kalp pili olan hastalarda operasyon sırasında kalp hızı ve aritmi gelişimi için yakın takip öneriyoruz. Dahası bu tür hastalarda operasyon sırasında hangi istenmeyen yan etkilerin olabileceği ve bu yan etkilere nasıl yaklaşılacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
Abstract
Introduction: Pacemakers have been used to maintain the heart rate when inherent conduction system of the heart fails, either because of disease or surgery. In urologic patients cardiac pacemaker has becoming increased due to advanced age. They are influenced by electrocautery, ionising radiation or radiofrequency in various degrees. Electrocautery is commonly used during surgery to achieve hemostasis. During surgical intervention, electrocautery may cause arhythmia, and death in patients with cardiac pacemaker. In urologic practice there have been limited number of publications about this subject and most of them are case reports. We present herein five patients with cardiac pacemaker who underwent transurethral prostate resection and penile prothesis implantation operations. Materials and Methods: Between January 2000 and May 2004 a total of 5 patients with cardiac pacemaker (4 patients with the diagnosis of benign prostatic hyperplasia and 1 patient with the diagnosis of erectile dysfunction) were included into the study. Preoperatively all patients were evaluated with detail history, physical examination including digital rectal examination, serum PSA (prostate specific antigene) levels, urinary ultrasonography, routine urine, hematologic and biochemical analysis. Also, preoperatively all patients evaluated in cardiology and anaesthesiology clinics. Results: The mean age of the patients was 63.8 (range 52-71) years. In patients, the mean duration of the cardiac pacemaker implantation was 2.1 (range 1.3-3) years. No surgical complications were seen during the operation. Cardiac pacemaker was inhibited in two of 4 patients who underwent TUR-P operation by their native rhythm. Monopolar cautery was used in these two patients. Among these patients, cardiac arhytmi developed in a patient although pacemaker was inhibited. At this point, defibrillation and medical treatment was performed. Complications were not observed remain three patients. At postoperative fourth hours cardiac pacemakers were activated in all patients. Remain four patients with BPH and erectile dysfunction bipolar cautery was used. Conclusion: Pacemakers are becoming increasingly complex and all anaesthesits and surgeons should have detailed knowledge of pacemaker nomeclature and the significance of the individual functions. In particular, they should know how to manage a patient whose device fails intra-operatively. We recommend close intraoperative monitorization of heart rate and rythm in patients with cardiac pacemaker.