Dergiler / Ulusal Travma ve Acil Cerrahi Dergisi / 2018 / Cilt: 24 - Sayı: 6

The effectiveness of non-operative treatment in high-grade liver and spleen injury in children

Yüksek dereceli karaciğer ve dalak hasarında nonoperatif tedavinin etkinliği

Sayfa
569–574
DOI
—

Özet

BACKGROUND: Although a nonoperative treatment approach is preferred for blunt liver and spleen trauma in childhood, there are significant differences between clinics in the algorithms used. The approach to high-grade liver and spleen injury is still controversial, particularly as grade V liver and spleen injuries are not included in the American Pediatric Surgical Association guideline. The aim of this study was to present experience with a non-operative treatment approach to children with high-grade liver and spleen injuries. METHODS: Pediatric patients who were referred to Marmara University Hospital’s emergency department between January 2012 and January 2017 due to liver and spleen injury related to blunt abdominal trauma and who were followed up in the clinic were included in the study. The data were analyzed retrospectively in terms of age, sex, type of trauma, degree of organ damage, accompanying organ damage, duration of intensive care unit (ICU) and hospital stay, need for transfusion, and treatment method (operative-nonoperative). Grade I, II, or III organ damage was classified as low-grade, while grade IV and V organ lesions were classified as high-grade. RESULTS: Of 2800 patients who were diagnosed by radiological imaging with liver and spleen injuries due to blunt abdominal trauma and hospitalized in the clinic, 88 were included in the study. Isolated liver injury was determined in 41 patients, while 39 had an isolated spleen injury, and 8 had injuries to both organs. An accompanying organ injury was observed in 30 (34%) patients. In all, 83 (94%) patients underwent non-operative treatment and a surgical approach was required for 5 patients (6%). Patients with high-grade liver injury had a significantly longer period of hospitalization, duration of ICU stay, and greater transfusion requirement, compared with patients with low-grade liver injury (p=0.001, 0.001, and <0.001, respectively). A surgical approach was more common among patients with a highgrade liver injury than for patients with a low-grade injury (p=0.045). There was no significant difference between patients with a high- or low-grade spleen injury in terms of age, sex, duration of hospitalization, duration of ICU stay, transfusion requirement, or accompanying organ injury (p=0.254, 0.739, 0.114, 0.135, 0.057, 0.721, respectively). Similarly, there was no significant difference in terms of non-surgical or surgical treatment approach between the patients with high-grade spleen injury and those with low-grade spleen injury (p=0.488). CONCLUSION: Non-operative treatment is a feasible treatment method in pediatric patients with a high-grade blunt liver or spleen injury. Nonetheless, pediatric surgeons should bear in mind that patients with high-grade liver damage may require more surgical treatment.

Abstract

AMAÇ: Her ne kadar çocukluk çağında künt karaciğer ve dalak travmasında nonoperatif tedavi yaklaşımı tercih edilir olsa da, klinikler arasında kullanılan algoritmalarda ciddi farklılıklar bulunmaktadır. Amerikan Pediatrik Cerrahi Birliği (APSA) rehberinin grade V karaciğer ve dalak hasarını içermemesi ile birlikte, yüksek dereceli karaciğer ve dalak hasarına yaklaşım halen tartışmalıdır. Bu çalışmanın amacı; yüksek dereceli karaciğer ve dalak hasarı olan hastalara nonoperatif tedavi yaklaşımıyla ilgili tecrübelerimizi sunmaktır. GEREÇ VE YÖNTEM: Ocak 2012–Ocak 2017 tarihleri arasında Marmara Üniversitesi Hastanesi Acil Servisine başvuran hastalardan künt karın travmasına bağlı karaciğer ve dalak hasarı nedeniyle kliniğimizde takip edilen hastalar çalışmaya alındı. Hastaların yaş, cinsiyet, travma şekli, organ hasarının derecesi, eşlik eden organ hasarı, yoğun bakımda ve hastanede kalış süresi, transfüzyon ihtiyacı olması, tedavi yöntemi (operatif-nonoperatif) şeklinde olan verileri geriye dönük olarak analiz edildi. Grade I, II, III derece olan organ hasarları düşük dereceli olarak; grade IV, V olan organ hasarları ise yüksek dereceli olarak sınıflandırıldı. BULGULAR: Acil servise başvuran 2800 çocuk travma olgusundan künt karın travmasına bağlı radyolojik görüntülemelerinde karaciğer ve dalak hasarı tespit edilip kliniğimizde yatırılan 88 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastaların 41’inde izole karaciğer hasarı, 39’unda izole dalak hasarı, 8’inde ise her iki organda hasar izlendi. Her iki organda hasar izlenen hastalarda yüksek dereceli hasarı olan organ hangisiyse o gruba dahil edildi. Yüksek dereceli (29), düşük dereceli (17) karaciğer hasarı izlendi. Yüksek dereceli (21), düşük dereceli (21) dalak hasarı izlendi. Hastaların %34’ünde (30 hastada) eşlik eden organ hasarı izlendi. Nonoperatif tedavi 83 hastaya (%94) uygulanabildi; 5 hastaya (%6) ise cerrahi uygulanması gerekti. Yüksek dereceli karaciğer hasarı olan hastalarda düşük dereceli karaciğer hasarı olanlara göre, hastanede yatış süresi, yoğun bakım ünitesinde (YBÜ) yatış süresi ve transfüzyon ihtiyacı anlamlı ölçüde yüksek bulundu (sırasıyla p; 0.001, 0.001, <0.001’dir). Yüksek dereceli karaciğer hasarı olan hastalarda düşük dereceli karaciğer hasarı olanlara göre daha fazla cerrahi yaklaşım uygulandı (p=0.045). Yüksek ve düşük dereceli dalak yaralanmalarında her iki grup arasında yaş, cinsiyet, hastanede yatış süresi, YBÜ’de yatış süresi, transfüzyon ihtiyacı, eşlik eden organ hasarı açısından fark bulunmadı (sırasıyla p; 0.254, 0.739, 0.114, 0.135, 0.057, 0.721). Benzer şekilde yüksek dereceli dalak hasarı olanlarla düşük dereceli dalak hasarı olanlar arasında nonoperatif veya operatif tedavi yaklaşımı açısından da fark izlenmedi (p=0.488). TARTIŞMA: Yüksek dereceli künt karaciğer ve dalak hasarı olan hastalarda nonoperatif tedavi uygulanabilir bir yöntemdir. Ancak yüksek dereceli karaciğer hasarı olanlarda düşük dereceli karaciğer hasarı olanlara göre cerrahi tedaviye daha fazla başvurulabileceği dikkate alınmalıdır.