Dergiler / İDEALKENT / 2012 / Cilt: 3 - Sayı: 6
Fiziksel Duvarlar, Sembolik Sınırlar ve Yamalı Bir Şehir Olarak İstanbul
- Dergi
- İDEALKENT
- Sayfa
- 154–171
- DOI
- —
Özet
Bir ucunda mutlak kozmopolitlik, diğer ucunda mutlak türdeşlik olan bir ayrışma doğrusu hayal edilecek olursa, fiziksel bariyerlerle çevrili bir güvenlikli site ilk bakışta mutlak türdeşliğin kusursuz bir örneği olarak kabul edilebilir. Ancak, böyle bir varsayım, fiziksel bir bariyerin yokluğunda hiçbir içerici/dışlayıcı mekanizmanın devrede olmadığı anlamına gelmez. Zira görünürde bir bariyerin olmadığı birçok durumda ayrışma, sembolik bariyerler aracılığıyla gerçekleşmekte ve “mahalle sakinleri” –güvenlikli sitelerden hiç de aşağı kalmayacak bir biçimde– ayırt edici bir “biz” tahayyülüne sahip olmaktadırlar. Kısacası fiziksel ve sembolik bariyerler farklı yöntemlerle de olsa, benzer sonuçlara yol açmaktadırlar. Bu çalışma, söz konusu süreci anlamak üzere Etiler’deki güvenlikli bir site (Etiler Sitesi) ve Nişantaşı semt sakinleriyle yapılan derinlemesine görüşmelerin karşılaştırılması üzerinden, bu iki farklı bariyer tipinin “mahalleli”/biz kimlik kurgusuna nasıl hizmet ettiğini, “öteki” algısını nasıl biçimlendirdiğini ve sonuç olarak bütünlüklü bir şehir dokusunu ne şekilde dönüştürdüğünü incelemeyi amaçlamaktadır.
Abstract
If we imagine a line with absolute cosmopolitism at one pole and absolute homogeneity on the other pole, a gated community surrounded by physical barriers can be considered as the perfect illustration of absolute homogeneity. But such a presupposition does not imply that there is no inclusion/exclusion mechanism when one cannot see any physical barrier. This is because segregation occurs via symbolic barriers in the absence of visible boundaries. In such conditions, –like their counterparts living in gated communities– the inhabitants of non-gated districts also have a distinctive ‘we’ image. In short, while using different methods, both physical and symbolic barriers entail similar consequences. In order to understand this process, based on in-depth interviews with Etiler Sitesi and Nişantaşı inhabitants, this study aims to analyze how symbolic and physical barriers contribute to the construction of the notion of “we”, how it affects the perception of the “Other”, and finally how it transforms the unified urban fabric.