Dergiler / İDEALKENT / 2014 / Cilt: 5 - Sayı: 14
Neoliberalizm ve Almanya’da Güçlenen Yeni Irkçılığın Hedefindeki Türkler
- Dergi
- İDEALKENT
- Sayfa
- 124–152
- DOI
- —
Özet
2011 yılının Kasım ayında gün yüzüne çıkan ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) adlı terör hücresinin 2000 ile 2006 yılları arasında işlediği ve 8 Türk, 1 Yunan ve 1 Alman polis memurunun hayatını kaybettiği cinayetlerle aşırı sağcı terörün organize hale gelmiş olması Almanya’yı sarsmış ve yeni tartışmaların başlamasına neden olmuştur. Terörizmin ırkçı bir örgüt tarafından kullanılması resmi kurumlarca o güne kadar kabul edilmeyen ve üzerinde durulmayan bir durumdur. Yabancı düşmanlığı ile başlayan ve ırkçı şiddete giden yolda devlet kurumlarının ihmalleri ve yanlış tespitlerinin olduğu ve durumun vahameti daha da anlaşılmıştır. Türk işçilerinin 1961’de akdedilen bir işgücü sözleşmesi ile Almanya’da istihdam edilmeye başlamalarından bugüne kadar geçen süre içinde bu ülkedeki sonraki kuşaklara mensup Türkler içinde yaşadıkları toplumun ayrılmaz bir parçası haline dönüşmüşlerdir. Almanya’daki Türkler hakkında son yıllarda sürdürülen tartışmaların başında entegrasyon gelmektedir. Ancak, bu konudaki tespit ve tartışmalar ayrıştırıcı, ötekileştirici ve kültürel kimlik odaklıdır. Bu yaklaşımın önde gelen nedeni ise küreselleşme ile koşut olarak gelişen neoliberal politikalardır. Bu politikalar sosyal dayanışmayı zayıflatmış ve diğer sonuçlarının yanında özellikle göçmenlere ve toplumdaki zayıf katmanlara karşı düşmanlığı körüklemiştir. Almanya’daki yabancı düşmanı kanaat, tutum ve davranışlarla ırkçı terörü bu bağlamda değerlendirmek gerekmektedir.
Abstract
The November 2011 revelation of the killing of 8 Turks, 1 Greek citizen and 1 German police officer between the years 2000 and 2006, committed by the racist terror group National Socialist Underground (NSU), showed that the extreme rightist terror became organized and caused a great trauma in Germany, starting new debates. The use of terror by a racist organization was unacceptable and negligible to the official institutions until then. The gravity of the case and the negligence as well as failures in due identification of the real situation by the state institutions could be recognized now better. Since the first recruitment of Turkish workers to be employed in Germany by means of a bilateral agreement, Turks belonging to younger generations became today an integral part of the society, in which they live. In recent years, integration is the main discussion subject about Turks in Germany. Nevertheless, determinations and debates on this matter are disintegrative, focussing generally on otherness and cultural identity. The most significant reason of this approach should be sought in neoliberal policies that are in line with globalism. These policies weakened the social solidarity and, among other consequences, encouraged hostilities especially against migrants and weaker social classes in the society. Therefore, it is necessary to evaluate xenophobic convictions, attitudes and behaviours as well as racist terror in this context.