Dergiler / Selçuk Tıp Dergisi / 1999 / Cilt: 15 - Sayı: 4
Perforan göz yaralanmalarında prognostik faktörler
- Dergi
- Selçuk Tıp Dergisi
- Sayfa
- 209–214
- DOI
- —
Özet
Amaç : Önlenebilir körlük nedenleri içinde önemli bir yere sahip olan perforan göz yaralanmalarına ait prognostik faktörlerin ortaya konup, bazı risk faktörlerinin belirlenmesine çalışılmıştır. Yöntem: Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Kliniği' ne 1994-1999 yılları arasında perforan göz yaralanması ile baş vuran 157 hastaya ait kayıtlar değerlendirilmiştir. Olguların tümüne tek yada ikinci cerrahi işlem uygulanmıştır. Olgular; yaş, cinsiyet, mesleki dağılım, travma nedeni, travmaya uğrayan doku, travmaya eşlik eden ek patoloji, uygulanan cerrahi işlem, yaralanma anından operasyona kadar geçen süre, ikinci operasyon gereksinimi, operasyon öncesi ve sonrası görme düzeyleri ve komplikasyonlar açısından irdelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya alınan 157 olgunun % 77.7'si erkek, % 22.3 'ü ise kadın olup, yaş ortalamaları 25.25 (4-85) olarak belirlendi. Perforan yaralanmaya en sık 0-12 yaş grubunda (%40.1) rastlanıldı.Bu oran işçilerde % 19.1, çiftçilerde ise %15.3 tespit edildi. En sık yaralanma yeri kornea olup (%62.4), en sık etkenin ise delici- kesici aletler olduğu belirlendi (%22.9). Olguların operasyona kadar geçen süreleri değerlendirildiğinde, % 76.4' ünün ilk 24 saatte opere edildiği görüldü. İkinci operasyon olguların %27.4'ünde gerekli oldu. Operasyon öncesi görme düzeyinin en sık olarak persepsiyon- projeksiyon düzeyinde olduğu saptandı (15.9). Takiplerde en sık karşılaşılan komplikasyonun ise pupilla düzensizliği (%29) ve korneal lökom (%25.9) olduğu belirlendi. Sonuç: Perforan göz yaralanmalarında tedaviden ziyade yaralanmanın önlenmesi esastır. Bu yüzden koruyucu sağlık hizmetleri her şeyin önünde gelmektedir. Perforan göz yaralanmalı hastaların hastaneye erken başvurmaları ve erken cerrahi müdahalenin de görme prognozuna olumlu etkileri olduğu muhakkaktır.
Abstract
Aim : In this study we aimed at determining the prognostic factors and some risk factors in perforating eye injuries which have important role in preventable blindness. Method: We retrospectively evaluated data from a total of 157 patients, admitted to Fırat University Medical School, Department of Ophthalmology with perforated eye injuries, between 1994-1999. One or two surgical interventions were performed in all cases. They were evaluated with respect to patients' age, sex and occupation; etiology of trauma, affected tissue, accompanying pathological findings, performed surgical intervention, delay between the injury and surgery, vision level before and after surgery and complication. Result: Of the total 157 patients included in this study, 77.7% was male; 22.3 % female; and mean age of patients was 25.25 (4-85) years old. Perforated eye injuries were frequently seen (40.1 %) in young patients (0-12 years old). This ratio was found to be 19.1 % in workers and 15.3 % in farmers. Among the most frequently injured tissues, cornea was the first (62.4%) and knives and sharp tools were responsible from most of the perforations (22.9%). Of the cases 76% was received surgical intervention in the first 24 hours' period. Before operation, visual level frequently found to be between perception and projection (15.9). Most frequent complication among the follow up period was ubnormal shaped pupil (29%) and corneal leukoma (25.9%). Conclusion: It is known that in perforated eye injury treatments, prevention of injuries is more important than cure. Therefore preventional public health services are essential. Our results suggest that, urgent admission to the hospital and possible early surgical intervention is important determinants of visual prognosis after perforated eye injuries.