Dergiler / Sosyoloji Araştırmaları Dergisi / 2009 / Cilt: 12 - Sayı: 2

Mehmet İzzet'in yarım kalmış toplumbilimsel düşünü

Sayfa
51–84
DOI
—

Özet

Mehmet İzzet bugün neredeyse tamamen unutulmuş Türk toplumbilimcilerinden birisidir. 1930'da otuz dokuz yaşında, henüz tam anlamıyla kavramsal olarak incelmiş bir kuram bırakamadan ölmüştür. Bununla birlikte, çalışkan ve çok yayınlayan bir düşünü insanı olmuştur. Gündelik yaşamın olguları üzerine ayrıntılı çözümlemeleri, onun toplumbilimsel düşününün gelişmişliğini kanıtlar. En önemli katkısı, "Milliyet Nazariyeleri ve Millî Hayat" başlıklı kitabı olmuştur. Bu kitapta, o dönemde gözde olan millet kavramına özcü ve dışlayıcı bakışlar yerine, idealist, bütünleştirici bir bakış açısı benimsemiştir. Buna göre, bir millet, diğerlerinden ayrılmaktan ziyade, onlarla, kendi özgün kültürü üzerinden bütünleşmeye, bir insanlık bütününe varmaya çalışan bir yapıdır. Bu, pek de döneminin ideolojik ortamıyla uyumlu olmayan bakış açısı ise, onu Ziya Gökalp' in siyasî olarak hayli vurgulu, Durkheim 'cı toplumbilimsel düşününden ayırır. Ancak, aynı nedenle ve erken ölmüş olması nedeniyle, uzun sürmüş hatta kısmen hâlâ devam eden bir unutuşa da mâruz kalmıştır. Bu makale, Mehmet İzzet 'in eserlerinin dönemi ve bugün için anlamlarını irdeleyen, kısıtlı bir söylem çözümlemesi çalışmasıdır.

Abstract

Mehmet İzzet is a nearly unknown Turkish sociologist who died in 1930, at the age of thirty-nine, without having enough time to develop a conceptually refined theory. Nevertheless, he was a hard-working intellectual who published relatively so much, with an extreme ability to analyze facts of everyday life, as well as theoretical issues. His main originality lies on his book entitled "Theories of Nationality and the National Life", due to his out-offame conceptualization of nation, not in an essentialist thus exclusionist point of view, but rather, in a humanist, idealist perspective which consists on a universal articulation of nations through their original cultural orientations. In such intellectual position, he also, even indirectly, challenged the very dominant, politically emphasized Durkheimian approach of Ziya Gökalp, the founder of the sociology in Turkey. His premature death and his not-so-aligned intellectual attitude let him in a long last, and partially still continuing oblivion. This article consists on a limited discourse analysis depicting the meaning of the works of Mehmet İzzet in his time and for today.