Dergiler / Eurasian Journal of Educational Research / 2019 / Cilt: 19 - Sayı: 79
Ortaokul Öğrencilerinde Narsisizm ve Aile İlişkilerinin Karar Verme Özellikleri Üzerindeki Yordayıcı Rolü
- Sayfa
- 21–38
- DOI
- —
Özet
Problem Durumu: Ergenliğe giriş sürecinin yaşandığı ortaokul yıllarında birey fiziksel, duygusal, toplumsal vb. birçok değişim ve gelişim evresinden geçer ve çocukluk döneminde başlayan kişilik yapılanması bu evrede belirginleşmeye başlar. Ergenlik dönemi, genç bireyin yaşamının ileriki zamanlarında belirleyici olacak bir takım kararların alındığı da bir yaşam evresidir. Araştırmacılar ergenlik döneminde beklenen gelişim görevlerini sıralarken üst sıralara, kişilik önceliklerini şekillendirme, duygusal bağımsızlığını kazanma, önemli kararlarını kendi başına verme, kendi yaşına özgü bir yaşam felsefesi geliştirme ve geleceği konusunda kendi isteklerine odaklanma gibi özellikleri koymaktadırlar. Karar alma basit bir durum olmayıp birçok değişkenin devreye girdiği karmaşık bir olgu olarak ele alınmaktadır. Her gelişim döneminde olmakla beraber ergenlik döneminde de ailenin ergen üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Bir yandan aileler diğer yandan öğretmenler bu çağ çocuğundan bazı eğitsel, kişisel ve mesleki kararlar almasını bekler. Çocuğun bu kararlarını alırken sergilediği davranışlarda aile ilişkilerinin ve yine temelleri ailede atılan narsisistik özelliklerin etkili olduğu düşülmektedir. Aileler çoğunlukla farkında olmadan çocuklarının kişilik gelişimlerinde birçok olumsuzluğa neden olabilmektedirler. Aslında doğru rehberlik çalışmalarıyla aileler bilinçlendirildiğinde çocuklarını daha sağlıklı bir şekilde yetiştirmeleri mümkündür. Bu noktada, etkili okul rehberlik ve psikolojik danışma hizmetlerine büyük görev düşmektedir. Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın amacı, ortaokul öğrencilerinde narsisizm ve aile ilişkilerinin karar verme özellikleri üzerindeki etkisini incelemektir. Ayrıca öğrencilerin karar verme özelliklerinin cinsiyet değişkenine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da araştırmada incelenmiştir. Araştırmanın Yöntemi: Araştırmanın örneklemini İstanbul’daki 5 farklı ortaokulun yedinci ve sekizinci sınıflarında öğrenim gören, 157’si (%52.3) erkek, 143’ü ise (%47.7) kız öğrencilerden oluşan ve yaş ortalaması=13.20 olan toplam 300 kişi oluşturmaktadır. Bu öğrencilerin 158’i (%52.6) yedinci sınıfta, 142’si ise (%47.4) sekizinci sınıfta öğrenim görmektedir. Araştırmada örneklem belirleme yöntemi olarak olasılığa dayalı örneklem türlerinden biri olan tabakalı örnekleme kullanılmıştır. Ortaokullarda yedinci ve sekizinci sınıftaki öğrencilerin lise kararı alma gibi daha fazla karar yaşantısı söz konusu olduğu için beşinci ve altıncı sınıflar çalışma grubuna dahil edilmemiştir. İlişkisel tarama modeline göre yapılandırılan araştırmanın verileri; Kişisel bilgi formu, karar verme özelliklerini belirlemek amacıyla Ergenlerde karar verme ölçeği, narsisizm özelliklerini ortaya koymak için Çocuklar için narsisizm ölçeği ve aile ilişkilerini belirlemek amacıyla Çocuklar için aile ilişkileri ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin istatistiksel analizlere uygunluğunu belirlemek için bir dizi hesaplamalar yapıldıktan sonra amaca göre parametrik ve non-parametrik analizler yapılmıştır. Bu noktada öncelikle değişkenler arasındaki ilişkileri görebilmek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi kullanılmıştır. Ardından öğrencilerin narsisizm özellikleri ile aile içi destekleyici ve aile içi engelleyici ilişkilerinin karar verme özelliklerinin alt boyutlarını yordayıp yormadığını görebilmek için Çoklu Regresyon Analizi kullanılmıştır. Burada aile içi içi destekleyici ve engelleyici ilişkiler birbirinin tersi olan iki ayrı değişken olduğundan narsisizm ile birlikte ayrı ayrı analize tabi tutulmuşlardır. Ayrıca karar verme ölçeğinden, ölçeğin yapısı gereği tek bir toplam puan alınamadığı için karar vermenin alt boyutları ayrı ayrı bağımlı değişken olarak ele alınmış ve analizler buna göre yapılmıştır. Son olarak karar verme özelliklerinin öğrencilerin cinsiyetlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemek için Bağımsız Grup t Testi kullanılmıştır.Bulgular: Yapılan istatistiksel analizlere göre; öğrencilerin karar vermede öz saygı özelliklerinde hem narsistik özelliklerinin hem de ailelerindeki engelleyici ilişkilerin anlamlı düzeyde yordayıcı etkisinin olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler karar vermenin alt boyutlarından biri olan öğrencilerin ihtiyatlı seçicilik özelliklerinde, narsistik özelliklerinin anlamlı bir yordayıcı olduğunu ancak ailelerindeki engelleyici ilişkilerin anlamlı bir yordayıcı olmadığını göstermiştir. Yapılan analizler karar vermenin bir diğer alt boyutu olan umursamazlık özelliğinde, öğrencilerin hem narsistik özelliklerinin hem de ailelerindeki engelleyici ilişkilerin anlamlı yordayıcılar olduğunu göstermektedir. Diğer yandan analizlere bakıldığında, karar vermede panik özelliğinde öğrencilerin narsistik özellikleri anlamlı bir yordayıcı olarak bulunmazken ailelerindeki engelleyici ilişkilerin anlamlı bir yordayıcı olduğu belirlenmiştir. Son olarak karar vermede sorumluluktan kaçma özelliğinde öğrencilerin narsistik özelliklerinin anlamlı bir yordayıcı olmadığı ancak ailelerindeki engelleyici ilişkilerin anlamlı bir yordayıcı olduğu görülmüştür. Diğer yandan öğrencilerin karar vermede öz saygı özelliklerinde hem narsistik özelliklerinin hem de ailelerindeki destekleyici ilişkilerin anlamlı düzeyde yordayıcı etkisinin olduğu belirlenmiştir. Yapılan analizler karar vermenin alt boyutlarından biri olan öğrencilerin ihtiyatlı seçicilik özelliklerinde, hem narsistik özelliklerinin hem de ailelerindeki destekleyici ilişkilerin anlamlı yordayıcılar olduğunu göstermiştir. Yapılan analizler karar vermenin bir diğer alt boyutu olan umursamazlık özelliğinde, öğrencilerin hem narsistik özelliklerinin hem de ailelerindeki destekleyici ilişkilerin anlamlı yordayıcılar olduğunu göstermektedir. Yine analizlere bakıldığında, karar vermede panik özelliğinde öğrencilerin hem narsistik özelliklerinin hem de ailelerindeki destekleyici ilişkilerin anlamlı yordayıcılar olduğu belirlenmiştir. Son olarak karar vermede sorumluluktan kaçma özelliğinde öğrencilerin narsistik özelliklerinin anlamlı
Abstract
Purpose: This study aimed at examining the effects of narcissism and family relations on secondary school students’ decision-making characteristics. The study also investigated whether or not students’ decision-making characteristics differentiated according to gender.Research Methods: Participants were secondary school students who were studying at different secondary schools in Istanbul, and who were selected randomly on a voluntary basis. Formed by a relational screening model, data were collected using the Adolescent Decision-Making Questionnaire fordetermining decision-making characteristics, the Childhood Narcissism Scale for determining narcissism characteristics, and the Family Relationship Scale for Children for determining family relationships. Regression analysis was used to determine whether or not students’ narcissism and interfamily relations predicted their decision making characteristics, and independent samples t test was used to determine whether or not students’ decision making characteristics differentiated according to gender. Results: The findings showed that narcissism characteristics of secondary school students significantly predicted self-esteem, vigilance, and complacency characteristics in decision-making. Both discouraging and supportive relations of families significantly predicted self-esteem, vigilance, complacency, panic, and cop-out characteristics in decision-making. It was also found that gender was a significant factor. Implications for Research and Practice: Both narcissism and family relations of students significantly predicted their decision making characteristics; also there were significant differences according to gender variances in decision making. The results suggest that families should be educated regarding their attitudes on raising children, and that educators and teachers should work together to support adolescents’ decision-making process in a positive direction. Moreover, different studies about this issue should be conducted.