Dergiler / RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi / 2019 / Sayı: 14

Yok Edici isimli kitaptaki çevirmenin önsözü üzerine bir çalışma

A case study of translator’s preface in Yok Edici

Sayfa
439–453
DOI
—

Özet

Yabancı edebi eserlerin çevirisi ve yayımı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanından beri, zaman zaman Türk çevirmenler ve yayıncılara açılan müstehcenlik davalarına (örneğin Afrodit [1940] ve Yengeç Dönencesi [1988] davaları) yol açmıştır. William S. Burroughs’un Yumuşak Makine ve Chuck Palahniuk’uk Ölüm Pornosu isimli eserlerinin Türk çevirmenlerine ve yayıncılarına yakın zamanda açılan davalar (2011) sansür örnekleri olarak yorumlanmıştır. Bu makale, bu davaları başlangıç noktası alarak, çevirmen Ahmet Ergenç’in Burroughs tarafından yazılmış, sözü geçen davalardan sonra basılmış, müstehcen kelimeler içeren bir kitap olan Yok Edici için yazdığı önsözü incelemektedir. Bu çalışmanın amacı, Ergenç’in önsözünün amaçlarını ve nedenlerini incelemek ve sözü geçen davalar ve Türk çevirmenlerin maruz kaldığı sansür koşullarının bu önsözü etkileyip etkilemediğini araştırmaktır. Bunu gerçekleştirmek için, Ergenç’in önsözü Genette’nin (1997) “allographic” (kitabın yazarı haricinde biri tarafından yazılan) ve “authorial” (kitabın yazarı tarafından yazılan) önsöz kavramları ışığında incelenmiştir ve Ergenç ile bir röportaj yapılmıştır. Sonuç olarak, Ergenç’in amacının Burroughs’u tanımayan okurlara onun üslubuna özgü ögeler olan parçalı anlatım ve müstehcenlikle ilgili bilgi vermek ve böylelikle, okuyucuların bu ögeleri, çeviri yanlışı olarak değerlendirmesini engellemek olduğu tartışılmıştır. Sansür koşullarının Ergenç’in önsözü üzerine olan etkileriyle ilgili olarak, metin incelemesi ve röportaj sonuçları birbirleriyle çelişmiştir. Bu çalışma, Ergenç’in Yok Edici’deki parçalı anlatım ve müstehcenlik için herhangi bir yazar sorumluluğunu reddettiği ve çevirmenlere görünürlük sağlayan önsözü bir çevirmen olarak görünmezliğinin altını çizmek için kullanıp aynı zamanda kendini görünür kıldığı sonucuna varmıştır.

Abstract

Translation and publication of foreign literature have at times resulted in obscenity court cases (e.g. the Aphrodite [1940] and Tropic of Cancer [1988] cases) against Turkish translators and publishers since the first decades of the Turkish Republic. The recent obscenity court cases against the Turkish translators and publishers of William S. Burroughs’ The Soft Machine and Chuck Palahniuk’s Snuff (2011) were interpreted as instances of censorship. Taking this as a starting point, this article conducts a case study of Ahmet Ergenç’s translator’s preface for Exterminator!, a book by Burroughs which contains obscenity and was published in Turkey after the aforementioned court cases. The aims of this case study is to investigate the purpose of and reasons behind Ergenç’s preface and to determine whether Ergenç’s preface was influenced by the court cases and the censorial conditions under which Turkish translators work. To do so, Ergenç’s preface is studied in the light of Genette’s (1997) understanding of allographic and authorial prefaces and an interview is conducted with Ergenç. As a result, it is discussed that Ergenç aimed at informing readers unfamiliar with Burroughs about his style, which consists of fragmented narrative and obscene words, to prevent misinterpretations of them as translation mistakes on the part of the reader. As to the question of the influence of censorship on Ergenç’s preface, results of the analysis of the preface and the interview are conflicting. The article concludes that Ergenç denies any authorial responsibility for fragmentation and obscenity in Exterminator! and uses his preface to embrace invisibility as a translator while also gaining visibility at the same time through it.

Anahtar kelimeler: Çevirmenin önsözü, yanmetin, çeviri, sansür