Dergiler / RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi / 2019 / Sayı: 0
Çalıkuşu’nun öz-çeviri serüveni üzerine betimleyici bir çalışma
- Sayı
- 2019 · Sayı: 0
- Sayfa
- 314–333
- DOI
- —
Özet
Bu çalışmanın amacı Reşat Nuri Güntekin’in Türk edebiyatının klasikleri arasında yer alan Çalıkuşu adlı eseri bağlamında “öz-çeviri” kavramını yeniden ele almaktır. Çalıkuşu ilk olarak İstanbul Kızı başlıklı bir piyes şeklinde yazıldıktan sonra Reşat Nuri tarafından romana “çevrilmiş”, 1921 yılında Vakit gazetesinde eski harflerle tefrika edilmiştir. Kitap şeklindeki ilk baskısı ise 1922 yılında Orhaniye Matbaası tarafından yayımlanmıştır. 1922 ile 1928 yılları arasında yapılan ilk dört baskısının ardından Reşat Nuri tarafından yeni harflerle “yeniden yazılan” Çalıkuşu, 1937’de Yedigün’de tefrika edilmiştir. Yeni harfle olan ilk kitap baskısı ise 1939’da İkbal Kitabevi tarafından yapılmıştır. Çalıkuşu’nun geçirdiği “yeniden yazım” sürecini bir “diliçi çeviri” olarak ele alan ve söz konusu çeviriyi Reşat Nuri’nin yapmış olması itibarıyla romanı bir “diliçi öz-çeviri” (Canlı, 2018: 59; 2019) olarak değerlendiren bu çalışmada “öz-çeviri” kavramına ilişkin çeşitli kuramsal görüşler yeniden ele alınmaktadır. Literatürde öz-çeviri kavramı bugüne kadar dillerarası çeviri (Popovič, 1976: 19; Grutman, 2009: 57) ve diliçi çeviri (Canlı, 2018: 59; 2019) kapsamında tartışılmış; öz-çevirinin “neden” yapıldığı üzerine –iki dil ve kültür arasında gerçekleştiği düşüncesi temel alınarak– bir sınıflandırmaya gidilmiş (Grutman ve Van Bolderen, 2014: 324-327) ve öz-çeviri “olağan dışı” bir çeviri örneği olarak görülerek “ya ‘çeviri’ ya da ‘yeniden yazım’”[1] (Ehrlich, 2009: 243, 245) şeklinde bir sorgulamaya tabi tutulmuştur. Bu çalışmada ise, metinsel ve yanmetinsel (Genette, 1997) öğelerden elde edilen bulgular ışığında, bir roman olarak doğuşu “türlerarası çeviri” (Perteghella, 2013: 205) olan Çalıkuşu’nun öz-çeviri sürecinden hareketle, öz-çeviriye ilişkin dillerarası ve diliçi çeviriyi içeren kavramsallaştırmaya yeni bir boyut daha eklenerek “türlerarası öz-çeviri” (“intergenre self-translation”) ve “türlerarası öz-çeviri yazar” (“intergenre-auto-translauthor”)[2] kavramları önerilmekte; çevirinin tarihselliğinin ve kültüre bağımlılığının altı çizilerek öz-çeviriyi doğuran nedenlere ilişkin dillerarası çeviri boyutunda oluşturulan sınıflandırmanın kısıtlılığı ve kısıtlayıcılığı vurgulanmakta; öz-çeviriye ilişkin “‘çeviri’ mi yoksa ‘yeniden yazım’ mı?” sorgulamasının içerimlerine ilişkin bir irdelemede bulunulmaktadır. [1] Kaynakçada aksi belirtilmedikçe çeviriler tarafımızca yapılmıştır.
Abstract
The purpose of this study is to revisit the concept of “self-translation” (“auto-translation”) within the context of Reşat Nuri Güntekin’s famous novel Çalıkuşu, which is a classic of Turkish literature. Following its creation as a play originally under the title of Istanbul Kızı (“The Girl from Istanbul”), Çalıkuşu was “translated” into a novel by Reşat Nuri. Çalıkuşu in the novel form was serialized in the Ottoman alphabet in Vakit in 1921. Its first book edition was published in 1922 by Orhaniye Matbaası. After four reprintings from 1922 to 1928, Reşat Nuri “rewrote” the novel in the Latin alphabet and serialized it in Yedigün in 1937. Its first Latin alphabet edition as a book was published by İkbal Kitabevi in 1939. Taking the “rewriting” process undergone by Çalıkuşu as “intralingual translation” and indeed as “intralingual self-translation” (Canlı, 2018: 59; 2019) as it was conducted by Reşat Nuri himself, this study revisits certain theoretical thoughts on the concept of “self-translation”. “Self-translation” has been addressed within the framework of interlingual translation (Popovič, 1976: 19; Grutman, 2009: 57) and intralingual translation (Canlı, 2018: 59; 2019) thus far, and a categorization has been made with regards to “why” authors are engaged in “self-translation”, by treating self-translation as occurring across two languages and cultures (Grutman and Van Bolderen, 2014: 324-327). Moreover, self-translation has been regarded as an “unusual” example of translation and subjected to an inquiry on whether it is a “translation or rewriting” (Ehrlich, 2009: 243, 245). Employing textual and paratextual elements (Genette, 1997), the present study proposes the concepts of “intergenre self-translation” and “intergenre-auto-translauthor” to refer to the self-translation process of Çalıkuşu, whose birth as a novel was actually an “intergenre translation” (Perteghella, 2013: 205), thereby adding a new dimension to the conceptualization of self-translation covering interlingual translation and intralingual translation. Furthermore, the study highlights the limitedness and restrictiveness of the categorization on reasons for self-translation by laying an emphasis on the historical and cultural nature of translation and scrutinizes the implications of the inquiry on whether self-translation is “translation or rewriting”.