Dergiler / SAREM Stratejik Arastirmalar Dergisi / 2010 / Cilt: 8 - Sayı: 14
Nükleer silahsızlanma: Engeller ve yeni nükleer pazarlık üzerine kısa bir analiz
- Sayfa
- 39–68
- DOI
- —
Özet
ABD Başkanı Barack Obama’nın 2009 yılında iktidara gelmesiyle birlikte uluslararası kamuoyu ABD’nin yeni “sıfır nükleer silah” politikası ile tanışmış oldu. Uzun zamandır kitle imha silahları alanında silahsızlanmayı ya da silahların yayılmasını önlemeyi amaçlamış olan geleneksel rejimlerin (başta NPT -Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması- olmak üzere) işleyişinde ciddi bir tıkanıklık yaşandığı bilinen bir gerçekti. Ayrıca, son 10 yılda dünyanın değişik bölgelerinde ülkeler, nükleer enerji ihtiyaçları gerekçesiyle nükleer reaktör talebinde bulunmaktaydılar. Bu durum uluslararası akademik çevrelerde “nükleer Rönesans” yaşanıyor mu sorusunu tartışmaya açtı. Bu bağlamda önce Kuzey Kore NPT’yi terk ederek 2006 yılında nükleer güç olduğunu ilan etti. Sonra, İran’ın 2002’den itibaren NPT’den kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu İran nükleer krizi diye adlandırılan gelişmeler yaşanmaya başladı ki etkileri bugün de devam etmektedir. Bu gelişmeler nedeniyle uluslararası toplumda nükleer silahların yatay yayılması konusunda ciddi kaygılar oluşmuştur. İşte, tam da bu noktada, ABD’nin 2009 yılında “sıfır nükleer silah” politikasını ilan edip Rusya Federasyonu’yla nükleer silahsızlanma alanında START Çerçeve Anlaşması’nı imzalaması ileride nükleer silahsız bir dünyanın olup olmayacağı yönündeki tartışmaları alevlendirmiştir. Bu tartışmalar ve gelişmeler ışığında, bu makale ilk olarak geleneksel silahsızlanma rejimlerinin mevcut sorunları nedeniyle günümüz nükleer silahsızlanma idealinin önünde nasıl bir engel oluşturduğu sorusuyla ilgilenecektir. Takiben, bugünün koşullarında uluslararası toplumun nükleer silahsız bir dünyaya ulaşmak için mevcut geleneksel silahsızlanma rejimleri çerçevesinde hangi imkân ve fırsatlara sahip olduğu sorusunun cevabı bulunmaya çalışılacaktır.
Abstract
In the aftermath of US president Barack Obama’s coming into power international community came across the newly proclaimed “US zero nuclear policy”. The stalemate on the issue of traditional arms control regimes that aimed to pursue realizing disarmament and non - proliferation - foremost including NPT itself - was for sometime a known reality. In the last decade, the rising demands for nuclear energy through obtaining nuclear reactors in different parts of the globe surely has led to the debates taking place in international community about the question of whether this could be labeled as “Nuclear Renaissance”? Within this perspective, serious concerns about the horizontal proliferation in worldwide sense has gained importance among the international community especially after North Korea - following its retreat from NPT - going nuclear in 2006 as well as Iran’s not meeting its obligations that are emanating its membership in NPT - since 2002. Right at this moment, US - Russian newly negotiated draft agreement on the follow - up START gave pace to the discussions on the question of whether a world without nuclear weapons in future is a reality or not? For this reason, this paper first of all aims to focus on the current challenges that are stemming from the current conditions of traditional arms control regimes ahead of the ideal of nuclear free world. And then considering today’s conditions, the paper will try to concentrate on of the international community’s likely opportunities and chances for having realizing a world without nuclear weapons via the current conditions of traditional arms control regimes.